• Kırıkkale, Türkiye
  • 27/01/2022

“Haydi, pabuçlarını çıkar. Çünkü sen mukaddes Tuva Vadisi’ndesin.”
(Tâhâ, 20/12)
Ayet Rabbimizin Musa (a.s)’a hitabıdır. Tuva vadisi vahye mazhar olunacak mekân olan Tur-i Sina dağının etekleridir. Ayette tazim ve kutsal en belirgin anlamdır. Kutsalın karşısında insanın duyması gereken saygı somutlaştırılarak ifade edilir. Çok sıradan olan iki şey -biri pabuç diğeri vadi- tazim ve kutsal arasındaki somut bağlantıyı ortaya koyar. Yani Allah (c.c) pabuç çıkarmayı bir saygınlık göstergesi kılar ve bir mekâna kutsallık atfeder.
İslam inancında insanla mabet arasındaki ilişki de aynı biçimde süregelmiştir. Tıpkı Musa (a.s)’ın Tur-i Sina’ya Allah’ın çağrısına gidişi gibidir insanın mabede gidişi. Ezanla çağrılır ve yönü mabede döner. Musa (a.s)’ın kendisine inanlarla Harun (a.s)’ı bırakıp yola koyuluşu gibi iman edenler de ceset misali ruha yük her ne varsa geride bırakarak mabede doğru yola koyulurlar. Mana boyutunda bedenle temsil olunmuş cesedin ağırlığından sıyrılıp miraca yükselmek için mabede yönelir ve mabedin kapısında pabuçlarını çıkarırlar.
“Haydi, pabuçlarını çıkar” ruhu okşayan ilahi hitabıyla çıkardığı pabuçlarını ister en basite indirgeyip olduğu yerde bıraksın, isterse eline alıp göğsüne bastırsın ve tazimiyle sarmalayıp yok kılsın, emri yerine getirmiş olur. Kâbe kapıları pabuçları çıkarmanın binbir örneğiyle doludur. Bir emrin insanı çocuksu bir sevinçle kendine getirmesi gibi bir şey pabuç çıkarmak. İlahi bir çağrıya muhatap olmanın mutluluğudur aslında yaşanan. Kutsal vadi Tuva’ya ayakların çıplak dokunması bedenin yaşayacağı doyumun ve bu enerjinin ruha yansıyacak olan aşkınlığının engelsiz kılınmasıdır. Pabuç belki de sıradan ile kutsal arasındaki en belirgin ayrım aracıdır.
Basit fillerin saygıyla bağlantılanması bize Musa (a.s)’dan kalmadır. Yani O’nun sünnetidir. Tazim ve kutsamaktan şirk ve put üretme girişimi de şeytanın fırsatçılığıdır. Dengesi İslam’ın genel prensibi olan vasatı bozmamak yani aşırılığın iki ucunda (ifrat-tefrit) gezinmemektir.
“Çünkü sen kutsal Tuva Vadisi’ndesin” Allah’ın yeryüzünde mekân ve zaman üzerinden kuluna “özel” kıldığı yer ve anların olduğu müjdesini almak insan için ruhlar aleminde ‘Sen bizim rabbimizsin’ tasdikinin yaşandığı meclisin tadını/kokusunu almaktır. Aynı zamanda ölümü vuslat bilenlerin ruhlarını yaralayan ayrılık sancısının biraz olsun dindiği durakların olduğunu bildirir bu müjde. İşte bütün bunlar tazimin içindeki sessiz duruşa götürür bizi. Bu sessizlik bir başka alemde ruhun gezineceği, gezinip doyumsuz lezzetler tadacağı ilahi ikramlarla buluşmanın özel anlarını hiçbir şeyin bozmamasını istemektir. Belki de mabetlerde sessizlik istemi kişisel ahengin ve aşkınlığın dokunulmaz kılınışının bir göstergesidir.
Pabuçlarıyla yaşamak zorunda olan insanoğlu pabuçlarını çıkardıkça duruyor, dinleniyor ve ruhuna yol veriyor. Tuva, Tur-i Sina ve Hira bir durma, bir uzlet, bir kuytuluk, bir ıssızlık, bir içe çekiliş ve bir iç çekiştir. Belki de bu yüzden insan en çok iç çekişlerinde nefesleniyor, demleniyor ve besleniyor. Son çıkarmada ise artık dönüşü olmayan bir yolculuk başlıyor ve bir çift pabuç avlu kapısının dışına sessizce bırakılıyor, vesselam.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.