• Kırıkkale, Türkiye
  • 27/05/2022

Yeni mekanımızın ilk konuğuydu Ak Parti Milletvekili Sayın Ramazan Can.

2016’da yazdıklarımla kendisini bezdirmişliğim olduğu için yayın davetini gerçekleştirirken tereddüt etmedim değil. Ama umduğumun daha ötesinde “iki lafın belini kırarız” kabulü ve tebessümüyle  karşıladı beni. Yayında “neden kabul ettiniz” soruma verdiği cevap aslında yeni yetme siyasilere ders niteliğindeydi.

“Yanıma alamıyorsam, karşıma almam”

Asgari siyasi nezaketin temel prensibi ve siyaset yapmanın belki de ön şartlarından biridir farklıya tahammül. Yayın önemliydi zira ilk kez teke tek bir gazetecinin üstelik kendisine muhalif bir ismin karşısında bıçaktan keskin soruların muhatabı oluyordu. Son bir yılda gerçekleşen projeleri ve teşkilat içi uyumdan bahsederken gözlerinin içi gülüyordu. 20 yıllık vekillik sürecinde yaşanan kırılma anlarını, kırgınlıklarını da samimiyetle anlattı. Yıpranmışlığının farkındaydı “Kırıkkale’nin en sevilmeyen adamıyım” derken öfkeden ziyade yorgunluk vardı gözlerinde. Özellikle parti içi çekişme noktasında verdiği mesajlar tam kitabın ortasındandı. MKE’nin şirketleşmesi konusunda muhalefete karşı öfkesi her halinden belliydi. Her ne kadar isim vermemiş olsa bile Ahmet Önal’ın bu konuya gösterdiği tepki ve protesto eylemlerinin haksız ve yersiz olduğu konusunda ciddi vurgular yapmıştı. Hatta Cumhur İttifakı içerisinde köşe yazarı arkadaşlarımın da bir dönem dikkat çektiği o “ emeksiz sahiplenme” tavrından da oldukça mustaripti. Çünkü anlattıklarından çıkardığımız bu konuda TBMM çatısı altında ve bürokrasi kanallarında ciddi bir mücadele vermişti. O bütün çalışmaları ve ön hazırlık aşamasını yaparken 85 Milletvekili ile verilen kanun teklifinde MHP’li Halil Öztürk’ün imzası bile yoktu. Ama ittifakın görünmeyen kuralları dahilinde Can bu sahiplenme halinden rahatsızlığını üstü kapalı dile getirmişti yayında. Herkesin merakla beklediği tekrar Milletvekili olacak mı sorusuna ise yanıtı klasikti.

“İstemiyorum, ama tevdi edilirse hazırım” Klasik cümleler klişeler arasında asıl hedefinin artık Kırıkkale dışında bir siyaset olduğu net. Eğer Ankara listelerinde seçilebilecek bir yer alırsa ki, aldığım kulis bilgileri doğrultusunda bu yönde çalıştığını tahmin ediyorum ardından gelenlere yol açacak gibi.

Sayın Can’ın hemen ardından konuğumuzdu CHP Milletvekili Ahmet Önal. Genç yaşına rağmen sergilediği tavır ve verdiği cevaplar ile oldukça başarılıydı ve  “etkili iletişim” tedrisatından geçtiği her halinden belliydi. Yayına gelmek noktasında beni zorlayan konuklardandı. Kitle iletişiminden ziyade bireysel iletişim kanallarıyla insanlara dokunmak üzere bir politika izlediğini hepimiz biliyoruz. Belki de buna sebepti yayın planlamasını yaparken sürekli ötelemesi. Düğün, cenaze, ev ziyaretleri gibi insanların kalbine dokunmak kendisi siyasi geleceği için sanırım daha önemsediği ve benimsediği bir yöntem. Bunun yanında ziyaretleri esnasında muhafazakar kesiminin sempatisini kazanmak adına CHP İl Yönetim Kurulu ile değil daha müstakil dolaşıyor olması da diğer bir stratejik unsur sanırım.

Milletvekillerinin hemen ardından programa konuk olan Saygılı ve Kaplan da gelen diğer konuklar kadar samimiydi lakin dilleri bağlıydı. Kendilerinden önceki döneme ait konuşmaları gerekirken partidaşlarının hatalarını söylemeleri, Ak parti gibi merkezi otoritenin hakim olduğu bir partide çok mümkün değildi. Sadece Sayın Saygılı’nın yayın öncesi kısık bir ses tonu ve dili ile dişi arasında söyleyebildiği “ Ben göreve geldiğimde kanalizasyonda çalışan işçilere 7 maaş borcumuz vardı” cümlesi bile aslında yaşadığı zorlukları dile getirememenin, başkaları yüzünden biriken bagajın yüklediği ağırlığı hissetmemiz açısından yeterliydi.

Ak partili 3 yönetici de ağız birliği etmişçesine bir görülmemiş bir uyumdan bahsediyorlardı. Aslında uyum denilen konu kimsenin birbirinin görev alanına müdahale etmemesinden başka bir şey değildi. Ama bence bunun dışında bir de Ramazan Can sonrasının hazırlığı başlamış gibi. Eğer Can Kırıkkale’den değil de Ankara’dan listeye girerse, Saygılı’nın Milletvekilliği için çalışma yapacağı da yapılan sohbetlerden edindiğim başka bir kanaat. Seçilir mi bilmem ama Saygılı birinci sırdan aday olursa şaşırmam

Devam edecek …

Yazar Profili

Özlem Özcan
Özlem Özcan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.