• Kırıkkale, Türkiye
  • 27/05/2022

Hey
Lüküs hayat lüküs hayat
Bak keyfine yan gel de yat
Ne ömür şey
Oh ne rahat
Yoktur eşin lüküs hayat

“Lüküs Hayat, 1933 yılında Cemal Reşit Rey tarafından bestelenmiş bir operettir. Türk tiyatrosunun klasik eserlerinden birisidir. Cumhuriyet’in ilk yıllarında devlet politikası olmanın dışında bir moda halini alan batılılaşmanın kibarlık budalalığına dönüşmesini konu edinir. Sözlerin bir kısmının veya tamamının Nazım Hikmet‘e ait olduğu düşünülmektedir.”

Hangi konuda olursa olsun budalalık düzeyinde bir kendini kaptırma hali eğer ‘’ötekinin’’ yaşadığı ise derinlemesine irdelenir karşı atak malzemesi olarak depolanır ve yeri gelsin gelmesin her fırsatta dillendirilir. Konumlanmasını devrim karşıtlığı üzerinden belirleyen dindarlar da bunu yaptılar. Uzun yıllar devam eden kurucu iktidar yanlılığına yaslanmış bu budalalık onlara bu fırsatı vermekte oldukça cömert davrandı. Ta ki ‘’lüküs hayat’’ kapıya dayanana kadar.

Şimdi bu dindar zümre budalalığını kim tanımlayıp dindarların önüne koyacak?

Düne kadar Kemalistler ve kurucu iktidar yandaşları üzerinden tanımlanıp tepki verilen bu durum şimdi yeniden mi tanımlanacak?

Ya da, ne olacak şimdi?

Hemen duruma uygun rivayetler bir araya getirilip meşrulaştırma çalışmalarına başlanacak. Acilen savunma mekanizmaları geliştirilip mevzilere konumlandırılacak.

Bizde olan bu değil, bizimki Müslüman zengin olmalı ki güçlü olsun… Diye başlayan -kalabalık cümlelerle izah edilen- bir kazanım! Vs. vs. vs.

Peki, şimdi kilit soru şu; Başkasında (ötekide) kötü olan bizde nasıl iyi olur? Ya da olur mu?

Ben olmaz diyenlerdenim!

Hatta açlıktan, soğuktan, savaştan ve olumsuz hayat koşullarından ölen savunmasız çocukların, kadınların, yaşlıların yani insanların olduğu bir dünyada kendinde budalalık hakkı görmemesi gereken bir kesimdir Müslümanım diyenler. Kaldı ki bu insan olmanın bilincinde olanların ortak duruşudur. Dinli olmaktan çok insan olmakla alakalıdır.

Bunu iki başlıkta tek şartla temellendirmek isterim.

  1. Sade yaşam
  2. Kardeşlik ve komşuluk hakkı

Şartımsa: Bu iki başlığa dayanak olan Peygamberi ikazlara kâmil manada parantezi açmamak.

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Siz işitmiyor musunuz? İşitmiyor musunuz? Sade yaşamak imandandır; sade hayat sürmek imandandır.” (Ebu Davud, Tereccül 2. Ayrıca bk. İbni Mâce, Zühd 4)

“Komşusu açken tok olarak yatan kimse bizden değildir.” (Hakim, Müstedrek, 4/183, no: 7307)

“Sizden biriniz, kendisi için arzu edip istediği şeyi, din kardeşi için de arzu edip istemedikçe, (…………………) iman etmiş olmaz.” (Buhârî, Îmân 7; Müslim, Îmân 71-72)

Not: Parantez içindeki gerçek anlamda ifadesi çıkartılmıştır.

Küresel bir köye dönüşen dünyada artık uzak kavramı kalmamıştır. Afrika’nın herhangi bir köyü artık yanı başımızdadır. Hem haber almak anlamında hem de açlığını duyup kardeşliğimizi hatırlamak anlamında bu böyledir. Ve ulaşma vesileleri de oldukça yaygındır.

Ben Müslümanlardanım diyen herkes için ‘’lüküs hayat’’ üzerinde ısrarla durup, sorgulayıp kurtularak sadeliğe yönelmeye yol bulmamız gereken bir bulaş alanıdır vesselam.

Yazar Profili

Mehmet Akkaya
Mehmet Akkaya

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.