• Kırıkkale, Türkiye
  • 27/05/2022

Son dönemde yaşanan görev değişikliklerinden dolayı Kırıkkale’de ittifakın küçük paydaşı ön plana çıksa da, bu Ak Parti teşkilatında yaşanan sarsıntıların farkında olmadığımız anlamına gelmiyor.

Milletvekili Ramazan Can’ın “Kırıkkale Bizden Yoruldu” çıkışı aslında samimi ama biz bunu daha öncede duymuştuk deyip geçecek kadar da klişe geldi herkese. Can haklı, Ak Parti’nin kuruluşundan bu yana bir dönem hariç Milletvekili. Yorgunluğu geçen yıllara serptiği fotoğraf karelerinden de net görülüyor. Ama seçime 15 aya kala ilk benim daha sonra başka bir Youtube yayınında altı çizilen bu demeç birilerinin dişini kamaştırmadı da değil. Dişi kamaşanlara, temcit pilavını ısıtmaya başlayanlara gelmeden önce belki de parti içerisinde yaşan bir takım değişiklikler ve nedenlerini sıralamak gerekiyor. Kamuoyunun gerçekleri bilmeden bir okuma yapması çok mümkün değil zira.

Gençlik Kolları Başkanının alınan istifası ve Dağdelen ekibinin minnak siyasi ayak oyununu ele alarak başlayalım  “bilgilendirmeye” . Yeni gelen bir İl Başkanının kendi ekibiyle çalışmak istemesi olağan. Buna rağmen Mustafa Kaplan sürecin zorluğunun farkında olarak bir yıl çalıştı giden Gençlik Kolları Başkanı ile. Ben olsam bu kadar şaibe ile görevden alınmış, ardında en kaz ve bir sürü temizlenmesi gereken mevzu bırakmış bir ekibin parçasıyla değil 1 yıl, 1 gün bile çalışmazdım.

Daha sonra Genel Merkeze sunulan 3 Gençlik Kolları Başkanı Adayı vardı, hatta ilk fotoğrafı da ben paylaştım görevin tevdi edilmesiyle birlikte. Altını çizerek belirtmeliyim ki onlar henüz yoldayken kimin olacağını belirtmiştim ve yanılmadım. Hoş ben “aday” profilleri üzerinden bunu yapmıştım ama Genel Merkez’e bu tercihi yaptıran sadece kriterler olmamış. Ne hikmetse giden Başkan da gelenin kim olması noktasında görüş belirtmiş. Ne var bunda diyebilirsiniz ama meselenin iç yüzü pek de öyle değil. Çünkü tercih edilen yeni Başkan Bahadır Kılıç’ın sağ omuzundaki isimdi. Ve mevcut teşkilatı yıpratmak adına bulunmaz bir gerekçeydi. Nitekim tevdi ile birlikte sesler yükseldi ve biz Bahadır Kılıç ismini yine sık duymaya başladık.

Bahadır Kılıç’a isnat edilen “Mustafa Kaplan’ı ve İl teşkilatını O yönetiyor” güç izafesine ben şahsen gülüyorum. Bunu söyleyebilenler sanırım Kaplan’ı hiç tanımıyorlar. Bahadır Kılıç’a ve siyaset yapma biçimine dairde sağlıklı bir tespitleri yok kanımca. Mevcut Ak Parti teşkilatı başarılı mı, değil mi yürüttükleri stratejileri ne kadar doğru elbette yoruma açık. Ama işlerinin kolay olmadığı bir süreçte görevi teslim aldıklarını da unutmamak gerekiyor. Dağılmış bir teşkilat, yorulmuş bir halk gerçekten işleri çok zor.

Gelelim Merkez İlçe Başkanı Emrah Doğan’ın istifasına ve sonrasında yaşananlara. Genç yaşına rağmen TSO başkanlığına aday olacağı biliniyordu. Bu sebeple istifa ettirilmesi çok olağan zira Ak Parti “ulusal” politikalar, ekonomik gelişmeler sebebiyle zaten zorda, bir de başka cepheler açmanın gereği yok. Kaplan da bunu öngörerek istifasını almış olabilir. Ama bunu farklı şekillerde yorumlayarak teşkilatı hırpalamak isteyenlerin olduğunu da anlamak için alim olmaya da gerek yok. Kaldı ki TSO’da Doğan’ı destekleyenlere bakmak bunu anlamak içinde kafiydi.

Kimler mi mesela?

  • Yenilgiye ve başarısızlığa bir türlü doymayan, kendisi siyasi hesaplarını bir türlü tutturamayan Dağdelen ve hala ondan medet uman siyasi mevtalar.
  • Demir döneminde mali açıdan palazlanmış, şu an ihale alamayan, ekonominin de zorluğu ile ticari anlamda güç kaybı yaşayan arkadaşlar.
  • Yine Demir döneminde “liyakat” temelli değil, nitelik anlamında vasıfsız ama sadakat anlamında bütün kişiliğini haysiyetini harcamış bir takım cenah.
  • Çakır Yıldırım gibi Pekdoğan’dan bugüne kadar; sermaye ve gücün yanında yer almış, en kilit noktalarda rol almayı başarmış ve gemi su almaya başladığı için, gemiyi ilk terk edecek figürler.
  • Dönemsel gerekçe ile bir şekilde listelerde yer almış olan akrabaları üzerinden itibar ve saygınlık elde etmeye çalışan ama şahsiyeti sebebiyle bunu sağlayamayan tiplerin öfke nöbetleri
  • Ha bir de kendi karısına dahi güç yetiremezken sosyal medyadan meydan okuyan, yine yüz kızartıcı, ahlaki sebeplerden dolayı aylardır il binasına bile çıkamadığı halde sosyal medyadan istifa ederek gövde gösterisi yapanlar var ki, gülsek mi ağlasak mı bilemedim.

Peki bu çıkışlardan, siyasi ayak oyunlarından, ısıtılan temcit pilavlarından bir sonuç çıkar mı, sanmam. Neden bu kadar eminim, Ak Parti Genel Merkezi iyi tanıyorum. 2023’ün ne kadar kritik olduğunun farkında olan bir yapı neden görevden aldıkları ile seçmen karşısına çıksın? “Daha önce oldu neden olmasın” dediğinizi duyar gibiyim, hemen cevap vereyim.

Bu kadar ekonomik koşulların ağır olduğu bir süreçte Mehmet Demir, çok iyi bir siyasetçi ve teşkilatçı olsa bile “kendi ticareti” konusunda millete ne diyecek?

Bu kadar öfkeli teşkilat mensubu ve kırgınlıkların oluşmasında Dağdelen’in payı yok mu?

Siz hala sıkılmadınız mı bu isimlerden? Ak parti seçmeni ve sevenlerinin önüne suni krizlerle bu isimleri getirmek, Kırıkkale’nin aklıyla dalga geçmektir ki ben kendi namıma buna izin vermem. Üstelik artık Ak parti seçmeni bile değilim ama Kırıkkaleli ve Kırıkkale aşığıyım. Bu şehir siyaseten kaliteyi hak ediyor.

Yazar Profili

Özlem Özcan
Özlem Özcan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.