• Kırıkkale, Türkiye
  • 07/10/2022

            Vasat iki şeyin arası, ortalama demektir sözlük anlamı olarak. Ama genel kullanımda kalitesi az olan, beklenen evsaflara sahip olmayan manasını taşır daha çok.

            Vasat olan malzeme biraz da ekonomik güç ile alakalıdır elbette. Paran az ise kaliteli alamazsın. Ama aldığın da vasatın altına düşmesin istersin. 

            Alırken “eh işte” denir de alınır, “neyse bakalım” denir de yapılır, idare edelim denir de durum kabul edilir. Vasatın sıradanlığı herkesin bildiği bir kabul ile hakkettiği kadar da değer görür. Eh işte kadar yani.

            İnsanın vasat olması ise bundan farklı bir durum. Vasat insan ifadesi “idare edilebilir insan” demek değildir aslında. Vasat olmak, hakaretin hemen altında bir tanımdır. Birine vasat demekle ortalama insan demiş olmazsınız. Sen insan olma vasıflarını tamamlayamamışsın, iyi birisi olmak için çalışan birisi değilsin, güzel senden sadır olmaz demek istemiş olursunuz.

            Vasat insan bilim üretemez, buluş gerçekleştiremez, insanlığa katkı sunamaz.

            Vasat insan adaleti tesis etmede katkı sunamaz, insanlara önder olamaz, çocukların yetişmesinde gençlerin örnek almasında numune teşkil etmez.

            Vasat bir hayatı hedef olarak önünüze de koyamazsınız. Şu şu işleri başarayım da vasatı yakalayayım ki beni takdir etsinler demezsiniz.

            Hayatın şartları, imkânsızlıklar sizi vasat bir hayat sürmeye zorluyor olabilir. Ama bu sizin vasat olmanızı da gerektirmez. İmkânları zorlar, olmazları oldurur, mücadele eder ve vasatlıktan sıyrılırsınız.

            Vasat olmak bir gaye değil zorunluluk olarak önünüze konursa da itiraz edersiniz ve belki isyan eder bunun için savaşırsınız. Bana nasıl vasatlığı layık gördünüz diye gönüllenirsiniz en azından.

            Vasatlığın kutsallaştırılması ise tam tersi bir durumu ifade eder. Bu kutsallaştırma idari basiretsizliktir, iş bilmezliktir, oportünizmdir ve dahi hadsizliktir. Yapana da yapılana da haksızlığın daniskasıdır.

            Vasat olmak bir meziyet değildir ki ödüllendirilsin. Vasat olana makam vermek, vasat olanı toplumun önüne koymak, vasat olana tören yapmak sadece iş bilmezlik değil hakaret de sayılmalıdır. Hem de toplumsal işleyişe bir hakaret.

            Ne yani “Hayat okulu(?!)” ndan mezun olana üniversite mezunu gibi makam vermek üniversite okuyanın hayat tecrübesi yok anlamına mı geliyor. Üniversitede yaşanan hayat anlam ifade etmiyor mu?

            Edindiği tecrübeler elbette önemlidir insanın. Yaşanan anlık tecrübelerin yanında gayretle, kurs ile, ustalık-çıraklık ile, okumakla, kalfalık etmekle, çalışmakla edinilen tecrübe az mı önemlidir. Emekli tecrübe, emeksiz tecrübeden daha az mı değerli?

            Sokaklarda edinilen tecrübeye, dost meclislerinde kazanılan irfana saygı duymak başka bunu kutsamak bambaşka olsa gerek. Sadece sahip olunan çevreden edinilen tecrübe ile dünyayı değerlendirmek ne kadar sağlıklı olabilir?

            Bir de bunu kutsayarak halka şirin görünme endişesi var ki o tam bir başıbozukluk alameti. Vasatlığı ödüllendirmekle halk goygoyculuğuna yol almak tam bir hakkaniyet düşmanlığıdır. Bunu da ancak aynı ortamlarda yetişmiş olan kifayetsiz muhterisler yapabilir.

            Kim çocuğunu üniversite yerine sokaklarda tecrübe edinmeye yönlendirir ki!

            Kim yoğun bakımlık hastaya modern mekanlardabakım yaptırmak yerine bitkisel çay içirmeye çalışana itibar edip de annesini-babasını teslim edebilir?

            Kim hiç kitap okumayan ama bol bol konuşan, ilim tahsilinde gözü olmayan ama yönlendirmeyi seven birisine evladını gönderip de tahsilde bulundurmayı göze alabilir?

            Kim ehliyeti olmayan, diploma almayı beceremeyen birisini çok insanla tanışıktır, çok badireler atlatmıştır diye genel müdür makamına yakıştırabilir? Dünya ile rekabet edecek çalışmayı ondan kim bekleyebilir?

           Vasat olmak suç değildir ve insan olarak asla hakir görülemez. Vasat kişinin yaşantısı ile vasat olmayanın arasında sunulacak hizmetler açısından hiç bir fark olamaz. Devlet adil davranmak zorundadır. Temel insani haklar konusu bu konuşmadan varestedir.

           Burada sıkıntılı olan durum vasatın kutsanmasındadır.

           Vasat değil donanımlı olmayı özendirmek lazım.

           Vasatı değil ehliyeti mecbur, liyakati bariyer yapmak lazım.

           Vasat olanı değil kabiliyet ve tahsil ile çalışanı ödüllendirmek lazım.

           Toplumsal vasatımızın gittikçe düştüğü bir zaman diliminde silkinmek ve kendimize gelmek zorundayız.

           Vesselam…

Yazar Profili

Dr. Yavuz Han
Dr. Yavuz Han
Son Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.