• Kırıkkale, Türkiye
  • 07/10/2022

Oruç, insanın cismine ket vurup ruhuyla hasbihal etmesidir. Çalışması yavaşlayan vücut sükuna erdikçe ruh kendini biraz daha belirginleştirir. İnsan ister istemez bir yüzleşmenin ortasında bulur kendini. Bu aynı zamanda hayata ruhumuzun gözüyle bakmaktır.

Güneş sistemi için bilinen dairesel dönüşün, bütün varlıklar için geçerli olduğuna inanıyorum. Tavafın da bir yönüyle bu dönüşün simgesel bir hali olduğunu düşünüyorum. İnsanın özelde varlık aleminde hangi varlıklar arasında, neyin etrafında döndüğünü bilmiyorum ama kendi etrafında dairesel olarak yılda bir dönüş tamamladığını düşünüyorum. Ramazan da bu dönüşün sonuna denk geliyor sanki. Bu döngüsel düzende takvimin de döngüsel olması gerekir ki İslam’ın ibadet takvimi; namaz, oruç, hac ibadetleri için saat, gün, ay olarak hep bu döngüselliğe uygun olarak Kameri (Ay) takvim’e göre düzenlenmiştir.

Oruç, kamerî takvimin Ramazan ayında tutulan ve farz olan bir ibadettir. Ramazan aynı zamanda insanın ruhuyla bedeni arasındaki ahengin, olası bozulmalarını bu döngüsel süreçte dengeleme ayıdır.

Hemen Ramazan’ın ilk günlerinde her yıl farklı olan bir şeyler kaplar içimizi. Bu bir yıl kibrimiz olur, bir yıl insanlar arası ilişkilerimiz, bir yıl mallarımız, bir yıl ailemiz, bir yıl samimiyetimiz……. Ama mutlaka her yıl bir iç sorgusuna düşeriz ya da ben öyle oluyorum.

Bu Ramazan ben yalnızlaşmayla yüzleştim. Bu belki Pandemi’nin etkisidir belki de farkında olmadan sanal dünyada inşa ettiğimiz fanustan evlerimizin içine hapsoluşumuzun yansımasıdır bilmiyorum. Bildiğim şu ki: Ağır ve balçık kıvamında bir yapayalnızlık çöktü bana Ramazan’ın ilk günlerinde. Ta ki son on güne girene kadar da sürdü bu hal.

Son on gün, belki de ilk yirmi demeyi de gerektiriyor. Ya da belki ilk yirmi; bir ayıklanma, bir hazırlanma dönemidir son on güne. İçinde bin aydan hayırlı bir gece barındıran son on gündeki arayış başlı başına bir iştiyak olsa da insan, kendiyle yüzleşmesinden sıyrılıp Rabbinin lütfuna mazhar olabilme çabasına düşüyor bu günlerde. Biliyor ki Allah’ın kudreti karşısında kendi varlığı bir “Hiç” mesabesindedir.

Nihilist bir yaklaşımla karıştırılmaması gereken bu hiçlik daha çok bir teslimiyet bilinciyle anlam bulur. Varlığımızın yüklendiği her şey aslında Allah’ın kulu oluşumuzdandır ve bu kulluk O’nun bize lütfudur. Zira bizi yoktan var eden O’dur. Biz ancak O’nun bildirdikleri ile varlığınızın anlamına kavuşabilirsiniz. Ancak bu bilinçle hayata anlam katabilir ve marifeti kendimizden bilmeyiz vesselam.

Bir Ramazan daha gidiyor ve bu yılın döngüsünün son günlerini yaşıyoruz. Dönmekle arınmak çok ilişkili, insan döngüsüyle ahenk yakaladığı her demi eşsiz bilir ve manevi bir lezzete gark olur. Ruhumuzun damağından manevi lezzetler hiç eksilmesin. Rabbim nice Ramazanlara kavuşmayı ve nice arınmalar yaşamayı nasip etsin hepimize.

Ve bayramımız doğmak gibi masum bir başlangıç olsun yeni döngümüze.

Amin Amin Amin

One thought on “Hamdolsun

  1. Selamun aleykum kıymetli kardeşim,bu yazında diğerleri gibi çok güzel olmuş keyifle okuyorum, kalemine yüreğine saglik
    Rabbim yar ve yardımcın olsun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.