• Kırıkkale, Türkiye
  • 26/09/2022

ADANMIŞLAR VE DADANMIŞLAR DOSYASI

Yargıç değilim, yargılayamam

Savcı değilim, sorgulayamam

Avukat değilim, savunamam

Eşhedü! Yalnızca şahidim.

Zamana, mekana, insanlara ve yaşananlara sadece şahidim! Ve bana düşen şahit olduklarını, bildiklerini ve öğrendiklerini kamu yararına paylaşmaktır.

Bazı okurlarım istiyorlar ki zabit olayım, yazdığım paylaştığım konuları ve kişileri tutuklayıp cezalandırayım. Ya da onlar yargı karşısına çıkana kadar her gün onları kaleme alayım. Bu mümkün olmadığı gibi beklediğiniz şey sağlıklı bir durum da değil. Konuya dair yayınlanan ilk köşe yazımın akabinde yaşananlar dosyanın devamından ziyade böyle bir yazıyı kaleme almama neden oldu.

Başka bir hususta Çakır Yıldırım’ın dağıttığı zekat ve sadakaları değil de, kusurlu bulduğum konuları yazmam sebebiyle belli bir zümre tarafından oldukça sert, hatta hakarete varan bazı tepkiler aldım. Hakaret edenlerle yargı önünde hesaplaşacağız. Lakin burada anlaşılması gereken konu, bir Müslümanın inancı gereği kazancının belli bir bölümünü dağıtıyor olması haber değeri taşımaz. Ama Siyasal İslam idealinin savunucusu olan siyasi bir harekette “seçilmiş makam sahibi” olan bir isim, İslam’a ve Müslümanlığa aykırı bir davranış sergiliyor, kamuya dolaylı ya da doğrudan zarar veriyorsa, bu haber değeri taşır.

Ayrıca Ramazan ayında kaç koli erzak dağıttırdığını haber yaptıran Müslüman iş adamlarımızın da kendi inancıyla ters düştüğünü ve bunu haberleştiren gazeteci arkadaşlarımızın da, tercihlerine saygı duymakla birlikte, mesleğimizin itibarına zarar verdiğini düşünürüm.

Kaldı ki özellikle Saygılı ekibinin siyasetteki izlediği politika ve sergilemeye çalıştığı duruş, İslami değerler ekseninde “Dürüst ve Müslümanca” bir yönetim biçimidir. En azından bütün propaganda argümanları ve iletişim stratejileri bu yönde ilerledi bugüne kadar. Hal böyle olunca Çakır Yıldırım nezdinde yaşananları paylaşmam şarttı. Üstelik ben kendisini yolsuzlukla değil yasal kılıfı olan ama etik olmayan rant kazanımı hususunda kaleme alıp, belgelerle iddialarımı besledim.

“Biz belge göremedik Özlem Hanım” dediğinizi duyar gibiyim. Bütün okuyucularım doğal olarak farkında olmasa da, ilgililer, yetkililer ve konunun muhatabı; benim iddia ettiğim konulara ne kadar hakim ve hangi belgelere sahip olduğumun gayet net farkındalar. Öyle olmasa Çakır Yıldırım şahsımı sadece “ kişisel verilerini ifşa etmek” ile suçlayıp ve istese bu konuda şahsımı mahkemeye verebileceğini yüzüme söyler miydi?

Konuyu takip eden herkes bir şekilde Belediye Meclis Toplantısı sonrasında benim sigara ve kahve içmek adına bulunduğum odaya Çakır Yıldırım’ın geldiğini ve hatta bizim odada 1,5 saat kadar konuşup, tartıştığımızı biliyor. Neler konuşuldu hepiniz merak ediyorsunuz eminim ama kendisinin arzusu üzerine o odada neler yaşandı paylaşmayacağım. Hatta açıklamalarını ve cevaplarını yayınlayıp konuyu kamunun takdirine bırakabileceğimizi söylediğim halde, kendisi benimle konuştuğunun bile bilinmesini istemiyordu ama oda umuma açık sigara odası olduğu için kapıyı açıp, içeriye kafa uzatan meslektaşlarım sağ olsun, sanırım onların sayesinde, daha önce dolaylı olarak talep edilen ve benim reddettiğim o gün emrivaki şekilde gerçekleşen görüşme ifşa oldu.

Bizim görüşmemizin dışında gerçekleşen başka bir görüşme bana göre daha ilginçti. Görüşmeyi ilginç yapansa orada geçen konuşmalardan ziyade masada bulunan isimlerdi. Nuh Dağdelen, İsmail Ünal; Murat Tanır’ın iddiasına göre amiyane tabirle “ala getirerek” Haşim Baloğlu, İsmail Bilgiç’in de olduğu Çakır Yıldırım’ın mekanına ve masasına yemeğe götürürler.

Hani şu iki de bir de Saygılı ve Mürsel Akçay ekibini Genel Merkeze şikayet ederek Akçay’ın yerine göreve gelen Nuh Dağdelen. Aynı zamanda Çakır Yıldırım’ın 2006 yılından bu yana Mali Müşaviri olan Nuh Dağdelen. Üstelik daha geçenlerde Demir Eksikliği başlıklı yazısıyla Mehmet Demir’i sahalara çağıran ve hemen hemen her gün yerli yersiz, haklı haksız canı sıkıldıkça Kırıkkale Belediyesini ve mevcut Ak Parti yönetimini itibarsızlaştırmak adına gazetesinde yazılar yazdıran İsmail Ünal ile birlikte. Hani şu Çakır Yıldırım’ın bütün basılı matbu işlerini yapan ki son siparişini geçen hafta alan matbaacı arkadaş İsmail Ünal.

İsmail Bilgiç kim? Veli Korkmaz’ın kayın biraderi.

Murat Tanır kim? İYİ Parti Belediye Meclis Üyesi. Hani şu Meclis Toplantılarında kamunun şeffaf bilgilendirilmesine dair verdiği önergeler ve sürekli çıkardığı kavgalar sebebiyle, Cumhur İttifakına zarar veriyor diye MHP’den istifa ettirilen Murat Tanır.

Peki benim iddialarımdan biri ne?

Nuh Dağdelen, Mürsel Akçay ve Saygılı Ekibinin sürekli yolsuzluk iddialarıyla Genel Merkeze şikayet ettikleri Ahmet Sungur döneminde, beytülmal olan Çakır Yıldırım’ın benzinliğinin yanındaki bir parkın yasal kılıfı olabilir ama asla etik olmayan bir imar uygulaması ile arsaya çevrilip, bugün Çakır Bey tarafından üzerine milyonluk daireler dikiliyor olmasıdır.

Demek ki neymiş; kişisel menfaatler söz konusu olunca, ekip falan boşmuş…

Demek ki neymiş; söz konusu rant olunca, omurga, duruş falan yokmuş…

Demek ki neymiş;  Siyasal İslam, kimileri için malına mal katmanın yoluymuş…

Demek ki neymiş; Ak Parti’nin şöyle topyekün geçmişten günümüze bir kendine bakması gerekiyormuş…

Bütün bunlar güneş gibi ortadayken beni Çakır Yıldırım’a itibar suikasti yapmak, birilerinin operasyonuna tetikçi olmak ile suçlayanlar var. Gelelim o aklı evvel, kendini bilmezlere; Çakır Yıldırım’ı gerçekten tanısanız, kendisin bir yere doğrudan aday olmayacağını bilirsiniz. Hiçbir sermaye sahibi gücün gölgesinde para kazanmak varken, imza sorumluluğu altına girmek istemez. Üstelik önümüzde çok kritik bir 2023 seçimi var ki, neler olacağını kestirmek çok güç. Kraldan çok kralcılık yapanların da tek derdi, Yıldırım gibi cüzdanı güçlülere yersiz güç izafe ederek nemalanmak.

Ayrıca Keskinli olduğu için bunu yaptığımı “yüzü kızarmadan” yazan ve gündemden nemalanmaya çalışan Cihat Mencet; uğruna 21 kez Savcı karşısına çıktığım, bana ne yaparsa yapsın ki çok şey yaptı, yaptırdı geri adım atmadığım, Mehmet Demir Kırşehirli ve benim toprağımdı. O dönem yazdığım isimlerin büyük bir çoğunluğu da ceza aldı. Mikro milliyetçilik ya da bölgecilik o tarihlerde henüz doğmamış mıydı?

Unutmayın Devlet uyutur, ama unutmaz!

Çakır Yıldırım’a bir soru daha yönelterek bu haftaki yazımı tamamlamak istiyorum.

Ulaş yolunda bulunan, yani mevcut kamulaştırmanın dibindeki araziyi Garanti Bankasından kaç yılında almıştınız, Benzin İstasyonu yapmaya hangi tarihte karar verdiniz?

Haftaya devam edeceğiz….

Yazar Profili

Özlem Özcan
Özlem Özcan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.