• Kırıkkale, Türkiye
  • 26/09/2022

(Teknokratik Faşizm)

Teknokrasi: Bütün karar verme süreçlerinin teknik uzmanların ellerinde olduğu bir yönetim şeklidir.

Faşizm: Demokratik düzenin yerine aşırı bir ulusçuluk ve baskı düzeni kurmayı amaçlayan öğreti.

Teknokrasi çok masum ve bilgece duran, saygın görünümlü ama aynı zamanda ulaşılmaz bir üst sınıf ayrıcalığı çağrıştıran bir kavram. Bilimsel olarak ortaya konmuş, teknolojiye dönüştürülmüş ve sonuçları toplum tarafından hayranlıkla karşılanmış, birçok örneğin desteklediği alt yapıyla -detaylı bilmese de- toplumun aşırı güvenini kazanmış bir kavram.

Faşizm ulus/ırk kimliği üzerinden geliştirilen baskıcı, dış etkileşimlere kapalı ve düşünmekten çok şiddete meyilli, sığ, ilkel ve sorunlu bir kişilik üreten hayalî bir ideoloji. Çoğu zaman baskıcı sayılabilecek her düşüncenin ya da yönetimin biraz da olsa içinde barındırdığı ve bazen bile isteye belirginleştirdiği çarpıklıkların da kaynağı olan ideoloji.

Burada kilit kavram Hegemonyadır hatta Gramsci’nin Hegemonyasıdır. Antonio Gramsci’nin eserlerinde baskın sınıfın boyun eğenlerin izniyle (ki bir nevi direnme ve karşı koyma çağrısıdır bu) gücü kazanması olarak tanımlanmıştır. Gramsci’nin Musolini faşizmi karşısında kullandığı Hegemonya kavramının bir başka tanımlaması da: Tam anlamıyla tekelci ve her türlü rekabeti reddeden bir sistemdir.

Tek başına değerlendirildiğinde Faşizm ne kadar “ilkel” duruyorsa Teknokrasi o kadar “ilerici” duruyor. Hegemonik açıdan bakıldığında ise ilkelliğin ya da ilericiliğin hiçbir farkı yoktur.

Faşizmi ilkel kılan şey birçok yönüyle kabileciliğin bir yaşam biçimi olduğu dönemlerin reflekslerinden farksızlığıdır. Teknokrasiyi saygın kılansa hazır kıta bir sıçrama görünümü taşıyacak kadar sözde ileriyi/gelişimi çağrıştırmasıdır.

Aşırı güven aslında her zaman bir boşluk doğuruyor. Olası zararlarını gözden kaçırdığımız birçok şey ileride zararlar yumağı olarak karşımıza çıkıveriyor. Kapitalist Teknokrasi de Faşizmle kol kola girişini gözden kaçırdığımızdan beri kurduğu hâkimiyet ağında insanları düşünmeyen ama tüketen yığınlar haline dönüştürdü. Artık kendi kurgularını deneyimlemek istediğinde yığınları istediği gibi yönlendirip sonuçlar üzerinden yeni oyunlar oluşturabiliyor.

Sürekli Faşizmle birlikteliğini soft kılan “eğlenceli” yöntemler geliştirerek emin adımlarla yoluna devam eden bu yaklaşımın adının Teknokratik Faşizm olması bugün için garipsenebilir. Ancak bizler Teknokratik Faşizmin ilerisi için yığın olarak gördüğü ve kendi kurgularında rolleri bittiğinde yine yığınlar halinde ölmelerinde hiçbir sakınca görmeyeceği insanların nasıl çaresizleşeceğini bugünden görmek zorundayız.

Bizim için asıl mesele, Haçlı Seferlerinde bir niyetleri de nüfusun azaltılması olduğu halde binlerce köylüyü kilise vaazlarıyla motive ederek cennet vaadiyle ölüme gönderen zihniyetle adını gelişmişlik/modernlik koyarak dünya üzerinde kurdukları hâkimiyeti insanlık dışı yöntemler uygulayarak devam ettiren zihniyetin hiçbir farkının olmadığını görme zorunluluğumuzdur.

İnsan merkezli, İrfan temelli bir medeniyet inşasının umudu olan İslam’a olan ihtiyacımız her zamankinden daha fazladır. Eğer biz insanlığa bu medeniyetin aydınlığını gösteremezsek, onlar İŞİD benzeri, güdümlü örgütlendirmelerle vahşeti İslam gibi göstererek yollarına devam edeceklerdir vesselam.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.