• Kırıkkale, Türkiye
  • 02/12/2022

İnsan değişebilen, zaman içerisinde dönüşebilen bir varlıktır ve bu olağandır.

İlkeler ve belli prensipler üzerine hayatını şekillendiren insanların geçirdiği değişime tekamül yani olgunlaşma denir. Tekamül sürecinde fikirler ve idealler, bunları hayata geçirme ve tahlil etme yeteneği ya da kudreti artarken değişim sadece tavrınızda ve tepkinizde gerçekleşir. Zamanın ruhunda ve sistemin işleyişinde cereyan eden bir takım değişiklikler sizin tavır ve tepkinize etki eder ama duruşunuza ve durduğunuz yere değil.

İlkesel bir duruşa sahip olanlar, savrulmazlar. Dün yanlış olan, bugün de yanlıştır onlar için. Çünkü temel ahlaki değerler zamanla dönüşen ilkeler bütünü değildir.

Günümüzde medya ve siyasetin belki de kilitlendiği, seviyenin bu kadar düşmesine, milletin kalitesiz siyasete mecbur edilmesine sebep tam da bu savrulmalardır. Kendi kişisel çıkarı, şahsi ikbali için bu savrulmayı millete “tekamül” olarak pazarlayanları da günümüzde “gazeteci” maskesiyle görüyoruz maalesef.

Özellikle dijital dünyanın hayatımızın her noktasına nüksettiği bu süreçte, kişisel sosyal medya hesapları üzerinden kitle oluşturmayı becerebilen herkes, elindeki kendinden akıllı telefon sayesinde ben gazeteciyim diye ortada salına salına gezebiliyor.

Oysa 4. Kuvvettir medya. Siyasetçilerden daha fazla sorumluluğu vardır halka karşı. Kamu yararına çalışmak en temel görevidir

Ama bugünlerde kendine gazeteci diyen ama gazetecilik adına her hangi bir faaliyeti bulunmayan bu tiplerin temel derdi günlük iaşeleri ve ego tatmininden başka bir şey değildir. Çünkü alkış ve taltif edilmek insan için çok etkili bir zehirdir. Kendinizin ne olduğunu size unutturur ve hazmı çok zordur. Gereksiz güç izafesi kaynaklı ego zehirlenmesi yaşayan bu arkadaşların; ilkeleri, prensipleri ve duruşu da yoktur. Varsa yoksa kendi pis nefisleri. Ne millet umurlarındadır ne de memleket. Bugün sınırsız bir şekilde sizin siyasal pazarlamanız adına her türlü kulisi yapar, en afili köşeleri yazabilirler. Dikkat edin de sonunuz Mehmet Saygılı’ya benzemesin. Ya da Veli Korkmaz’a hatta ve hatta Mehmet Demir’e Beşir Atalay’a!

Peki bunlara cevaz veren siyasetçi ve siyasetçi adaylarına ne demeli?

Bence çok şey demeli de, ben yine de tutayım çenemi pardon klavyemi!

Siyasette ilerlemek adına kulis bilgilerine, milletin nabzına ihtiyacınız var anladık. Ama kılavuz belledikleriniz konuya ne kadar hakim ve ne kadar konunun mevzunun ehli? Yoksa siz de mi köpüğün yoğunluğuna aldanıyorsunuz? Peki siz daha kılavuz seçmek konusunda bile beceriksizken, nasıl milletin makamlarına talip olacaksınız? Hiç sordunuz mu kılavuzlarınızın başarı hikayesi nedir? Dönemsel “kişi bazlı siyasal pazarlama” ki hepsi hezimet, bu hezimetlerden başka Kırıkkale’ye ne katkıları var?

Dün ak dediğine bugün maskara diyen, yarın menfaati çatıştığında size lacivert demeyecek mi sanıyorsunuz?

Beyler gömleğin düğmesini yanlış iliklemeye başladınız! Sözüm hem meclisten içeri, hem de tam kitabın ortasından; sizin kılavuzların kıvraklığı, dolabınızdaki peynir kadar haberiniz olsun.

Yazar Profili

Özlem Özcan
Özlem Özcan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir