• Kırıkkale, Türkiye
  • 18/08/2022

Yoksunluk eki almış ama ilk çağrıştırdığı anlamda yoksunluk taşımayan bir kelime. Buradaki yoksunluk olsa olsa ahlaki bir yoksunluktur.

Yol

Yolcu

Yolsuz

YOLSUZLUK

Yola düşmek

Yola gelmek

Yoldan gelmek

Yoldan çıkmak

Yolda kalmak

Yolunda olmak

Yolunda ölmek

Yoluna sokmak

Yoluna girmek

Hareket varsa yol var ya da yol varsa hareket var.

Mesafe kat etmek, gitmek, gelmek, kavuşmak ve daha nicesi yol ile mümkün.

Bir yol/yolu varsa imkân var. Bir yol/yolu yoksa işte o zaman yolunda gitmeyen bir şeyler var.

İnsanı merkeze koyup bir hayat, bir anlam üretmek istediğimizde beden ve ruh bütünlüğünde ya da fiziki kabiliyet ve kültürel yaşam üzerinden bir bütünleşme çıkar ortaya. İnsan yürüyorsa yol vardır. Arıyorsa bir çıkış vardır.

Diller de kendi anlam dünyasında doğrunun ve yanlışın göstergesi olurlar. Bir kelime tek başına veya ekler yoluyla ya da ikinci bir kelimeyle bir araya gelip bir anlam taşır. Yol da bunlardan birisidir ve sırat-ı müstakim (dosdoğru yol) Allah’ın ulaşıp takip etmemizi istediği yoldur. Sanki Türkçede yol ve yol ile oluşturulan bütün kelime ve deyimlerde sırat-ı müstakim merkezi bir yerde durur. Helal olan yoluna girmiş olan, yolu yordamı belli olanken; haram olan yoldan çıkmış, yolu yordamı belli olmayandır.

Yolsuzluk ise başlı başına büyük bir sorundur. Yol ve yol ile üretilmiş hiçbir kalıba sığmayan daha çok sinsi bir ahlaksızlık çağrıştıran bir kelime.

Kişi ya da kişilere ait olmayan kamuya ait ayni ya da nakdi olan her şeyin kullanımı ve yönetimi birilerine tevdi edilir ama bunlar onlara ait değildir. Kamu adına kamu yararı gözetilerek idare edilmesi gerekirken yani olması gereken buyken, bu birileri tarafından, belirlenmiş yol ve yöntemlere aykırı bir şekilde kendi yararlarına kullanılmasını ya da kamuya aitken kendilerine ait hale getirilmesini anlatan bir kelime yolsuzluk.

Yani yol üzerinden anlam bulmuş onca kelime varken bu yapılanı herhangi biriyle ifade etmek mümkün değil ve bunu ancak yoksunluk ekiyle yani yolun yokluğuyla anlatabilmişiz. Oysa bu yapılırken eğri de olsa bir yolu bulunmuş olmuyor mu? Evet oluyor ama yol sırat-ı müstakimden mülhem doğruluğu temsil ettiği için yoksunluk eki burada, ahlaksızlığa atıflı bir anlam katıyor yola.

Yolu yordamı belli olan, yolu yordamı neyse öyle olan hatta ve hatta yol üzerindeyken bile dosdoğru olana ulaşmak için günde kırk kez namazında dua eden (Bizi dosdoğru yola ilet. Fatiha, 6) bir toplum elbette yolun dışında tutacaktır haram olanı ve yolsuzluk diyecektir bu ahlaksızlığın adına.

Tek sorun takım elbiseli kravatlı olanın devletten aldığı gücün korkutan yüzüne bulaşmamak için adını hırsızlık koyamayışımızda!

Velhasıl, hırsızlık yapanda fail (yapan) belli ve adı konmuş: Hırsız. Oysa yolsuzluk yapanda fiil (olay) belli ama fail (yapan) belirsiz, yani adı konmamış. Bir nevi üstü örtülmüş gibi. Hatta bal tutan parmağını yalar diyerek biraz da önü açılmış.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.