• Kırıkkale, Türkiye
  • 02/12/2022

Sosyal medya hesaplarımı takip edenler hatırlayacaktır, birkaç gün evvel Sulakyurt ilçemizin şirin bir köyünde gerçekleşen bir programa katıldım. Atmosfer muhteşem, muhabbet çok sıcaktı. Anadolu insanından daha farklı bir yaklaşım beklemek mümkün değil lakin Valilik organizasyonu olunca samimiyetin ölçüsü de farklı oluyor. 

Bunu programları takip eden diğer meslektaşlarım da fark ediyor mu bilmiyorum. Ama benim hissettiğim net bir bir fark var. Sulakyurt programında da bu fark ortadaydı. Maalesef siyaset muhalefet ve iktidar arasında halkın belli dengeleri gütmesine sebep olan bir yapı. Sevseniz de, sevmeseniz de herhangi bir siyasi ile karşılaştığınızda mecbur hissedildiğinden o sentetik samimiyet pozları veriliyor.

Ama Vali öyle mi ya? Değil elbette. Devletin ta kendisi çünkü. Ve inanın o hakiki samimiyet ve tatlı muhabbet de herkesin gözlerinden okunuyor. 

Benim için program öncesi yolculuk çok başka bir deneyimdi. Hem çok korktum, hem çok eğlendim açıkçası. Programı takip eden diğer  genç meslektaşlarım, kardeşlerim daha rahat yolculuk yapsın diye Valiliğimizin emektarı, Basın Müdürümüz Sayın Bedir Aktaş’a kendileriyle birlikte gitmek arzumu bildirdim. Kendisi de kırmadı sağolsun. Bu arzum bana bir ders oldu dersem abartmış olmam sanırım. Zira küçük bir iletişim hatası sebebiyle Vali Bey bizden öndeydi ve olması gereken bu değildi. Nasıl mı anladım dersiniz, ömrümde ilk kez arka koltukta kemer taktım. Ve o an gördüğüm tek şey şuydu, sorumluluk o araçta bulunan herkesin canından önemliydi. Çok korksam da, şimdi düşününce bu sorumluluk bilinci inanın beni mutlu etti. Bir kez daha Basın ekibine teşekkür ediyorum. Orhan ve Ümit Ağabey beni bir daha araca alır mı bilmiyorum ama ben ziyadesiyle memnunum o kısa yolculuktan. 

Programın detaylarına gelince; Muharrem ayı sebebiyle bir Cemevi açılışı ve iftar yemeğinden oluşuyordu. Aslında var olan bir ibadethane Kaymakamlık desteği ve halk iş birliğiyle tadile edilmişti. Gittiğimiz köy Yeniceli, boz topraklarımızda alışık olmadığımız kadar yeşil, bir vaha güzelliğindeydi. Sarmaların lezzetini dile getirmezsem, orada beni dakikalar içinde sahiplenen, sohbete giren ablalara ve teyzelere ayıp etmiş olurum. Giden heyetin içerisindeki tek kadın oluşumu anında fark ederek sürekli benimle ilgilendiler Allah razı olsun kendilerinden. 

Mezhepsel farklılıkların kimse farkında değildi, bir iftar yemeğinden ziyade bayram havası vardı karşılamada. Bahçeden toplandığı belli olan güllerle karşıladılar Vali Beyi. İbadethaneye geçtiğimizde edilen sohbet ise bir ev ziyareti tadındaydı. Anadolu Mozaği betimlemesine şerh düşerek, hamurumuzda var olan ruhuda çok güzel anlattı Vali Bey. Yaşları ilerlemiş amcaların telefon ile imtihanına  nüktedan yaklaşımı hepimiz güldüren anlar arasında yerini aldı. Yine aynı nüktedan tarz ve zekice bir hamleyle salatalık ekimi konusunda kendilerinin verdiği tavsiye yine  hepimizi  çok güldürdü. Sivrisineklerin hışmına uğramasaydık belki daha uzun kalacak ve bize daha çok malzeme çıkacaktı ama geçirdiğimiz vakit oldukça verimliydi. 

Bütün bu samimi atmosferde elbette devlet millet ilişkisi kadar Sayın Bülent Tekbıyıkoğlu’nun bu toprakların çocuğu oluşunun etkisi çok büyük. Halk ile iletişim kurarken ne okuduğu okulların, ne de geldiği makamların libası var üzerinde. Bizim gibi, bizden biri. Kendini olmadığı bir kalıba sokma uğraşısı olmadığı için olsa gerek, etrafında yaşanan her saniyeye hakim. Oturuşunu, duruşunu ve kelimelerini kontrol altında tutmaya çalışarak sentetik bir Vali havasına girmeye kalksa, bu kadar hakim olamaz ortama ve ana. O kalıpları düşünmeye ayıracağı vakti, insanların gözlerini ve hal dilini okumaya ayırıyor. İşte bu da kendisini daha çok “bizden” yapıyor zannımca. 

Geldiği günden bugüne makamındaki zaruri kabullerini ve rutin toplantıları saymazsak sürekli insanıyla temasta. Bazen asfalta dokunuyor, bazen bir yetimin yanında. Bazen kurutulan bulgura dokunuyor, bazen tarlanın tam ortasında. İşin en güzel yanı bunların hiçbiri eğreti, yapmacık, zorunlu pozlar gibi görünmüyor bakana.  Bana ne Suluhan’dan, Çeşnigir’den demiyor, aksine kendi kültürel değerlerimizi, tarihimizi ortaya çıkarmak için bizlerden daha fazla uğraşıyor. 

Biz ne yapıyoruz? Kendisiyle fotoğraf çektirip poz vermek, bir bardak çay içmek için randevu istiyoruz. Oysa Vali olmanın sürecinde bir çok kurum ve kuruluş ile süreçler yaşadığı için pek çok yere ulaşma imkanına sahip. Yani bizim için önemli olan sorunlarımızı, taleplerimizi çok rahat halledebilir. Siyasilerden de daha kolay halleder zannımca. Bunu yaparken yüksüneceğini de hiç sanmıyorum üstelik. Tıpkı Gençlik ve Spor Bakanlığı ziyareti ve oradan alınan bütçe gibi. Eğer bugün yıllardır kangren olan yeni bir spor kompleksi ve Fikret Karabudak Stadyumunun tadilatını konuşuyorsak, bizzat kendisinin sayesindedir. Her ne kadar şahsı  tevazu gösterse de, yıllardır bu konuyu kangren edenlerin, bu başarıyı kendine mal edenler ile aynı kişiler olduğunu biz biliyoruz. Futbolu sevmeyen ama Kırıkkale Spor’a aşık biri olarak; bu  sezon hem takıma verdiğiniz mali destek, hem de spor alt yapısına yapacağınız yatırımlar için ben size minnettarım bir Kırıkkaleli olarak. 

Diyeceğim o ki sevgili Kırıkkaleliler; Vali Bizim, bizim de bitmeyen dertlerimiz var. Çay içip poz vermek yerine, arz edelim de çözülsün tüm sorunlar …

Yazar Profili

Özlem Özcan
Özlem Özcan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir