• Kırıkkale, Türkiye
  • 07/10/2022

Terör denilince aklımıza, onca yıldır verilen şehitler ve mücadeleye sebep olsa gerek PKK veya kriminal eylem yapan marjinal gruplar gelir.

Oysa terör; toplumu korkutmaya yönelik can alma da dahil yapılan bütün yasadışı eylemlerin adıdır. Toplumsal kurallara uymadığımız her bir hareket aslında terör kapsamındadır. Trafik kurallarına uymazsanız ortaya trafik terörü çıkar. Devletin bütünlüğünü koruyan yasaları ihlale kalkarsanız siyasal terör olur. Pek çok örnek var bizim toplumumuzda.

Asi bir toplumuz vesselam. Çok kadim devlet geleneğimiz de olsa, savaşçı toplumlar arasında başı çektiğimiz için sanırım kuralsız yaşamayı ya da kuralları çiğneme kolaycılığını seviyoruz. Silahları sevdiğimiz gibi. Bir de “at,avrat,pusat” mottomuz var ki akıllara zarar. Kendi lehimize, toplumsal ahenk için konulmuş yasaları işimize geldiği gibi değerlendiriyor, çoğu zaman uymuyor hatta pek çoğumuz yasaları bilmiyoruz. Kolluk kuvvetlerini gördüğümüz, adalet karşısına çıktığımız zaman idrak ediyoruz o yasaları ve toplumsal, bireysel hukukun anlamını.

Hal böyle olunca doğrulaşan yanlışları da nesilden nesile aktarıyoruz. Bu aktarımın bütününe de kültür deniliyor. Kültür aktarımı aslında çağa göre güncellenmeli ama geleneksel yapımızdan olsa gerek biz olduğu gibi muhafaza ediyoruz.

Gelelim günümüzün bir başka kanayan yarası, sokak düğünleri. Bu kültür artık rahatsız edici boyutlara ulaştı maalesef.

Sokağı keyfe keder trafiğe kapatarak, davul zurna ile halay çekmek!

Trafik akışında her türlü kazaya çanak tutan konvoylardan tutunda, mutluluğun gazıyla gelişigüzel basılan tetiğe kadar varan bir rezalet.

Şimdilerde bir de bütün bunları “şöhretin şehvetiyle” sosyal mecralara video olarak aktarma yarışı eklendi ki yemede yanında yat!

Kültür ve geleneklerimizi yaşatmaya çalışıyoruz diyenleriniz çıkabilir ama bu iş artık teröre dönüştü.

Ya o sokakta yaşlı ve hasta varsa?

Ya komşular rahatsız oluyorsa?

Ya çocukların uyuması gerekiyorsa?

Ya o yorgun mermiler bir masumu canından ederse?

Nerede kaldı kul ve komşuluk hakkı. Mutluluğunuzu ilan etme ve eş dost akraba ile paylaşmanın yolu yöntemi başkalarını rahatsız ederek olmamalı.                                                                                                                                              

Kolluk kuvvetleri de çaresiz!

Müdahale etse mukavemet görüyor, etmese onlarca şikayet alıyor.

En büyük asker bizim asker diye naralar attığımız bir gecede, bekçi dövmüşlüğü olan bir şehiriz. Ne kadar ironik değil mi?

Balık hafızalı mıyız, neyiz bilemedim, daha yan binada yaşananlar dün gibiyken, silah sıkarak halay çekmenin başka izahı yok zira.

Kırıkkale Valisi Sayın Bülent Tekbıyıkoğlu’nun bu konudaki hassasiyeti ortada. Orta Anadolu çocuğu oluşundan olsa gerek şehre ilk geldiği günlerde ayağının tozuyla meydanda kampanya başlatmıştı. Hatta bu hassasiyet düğünde silah sıkan bir muhtarın silahının alınmasına kadar vardı. Ha bu arada ilgilisine not düşeyim bizim Vali silah vermeyi değil, lüzumsuzlardan silahlarını almayı seviyor. Ama hala silah sesleri, yerli yersiz duyduğumuz havai fişek sesleri, çığlık kıyamet düğün konvoyları tüm hızıyla devam ediyor.

Sen ben o demiyorum, hepimiz meyilliyiz bütün bu saydıklarımı yapmaya. Kültürümüzde var dedik ya! Seviyoruz halayı da, mutluluğu her duygumuz gibi abartmayı da. Ama artık bu işin şirazesi kaydı. Ya ev düğünleri yasaklanmalı, ya da hepimiz terörist olarak tutuklanmalı. 

Hiç itiraz etmeyin hepimiz teröristiz!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.