• Kırıkkale, Türkiye
  • 07/10/2022

Canım acıyor…

Meslek hayatım ve siyasal faaliyetim boyunca hiç olmadığı kadar üstelik.

Dava, yani ilay-ı kelimetullah, devletin bekası, milletin hizmetkarı olarak çıkılan yolda, gelinen konum gerçekten canımı yakıyor, vicdanım sızlıyor. Bizim camiada yani kendisini Milliyetçi Muhafazakar olarak tanımlayan kesimde gözlemlediğimiz ahlaki zafiyet ve kötülük ortalaması, toplumsal ortalamanın üzerine çıkalı çok oldu zira. Böylesi bir ortamda yıllarca hizmet etmiş olmanın vicdanı rahatsızlığı var yüreğimde. Ben yazmaktan utandım da, siz susmaktan, kaçmaktan utanmadınız. Öyle bir zamana denk geldi ki gazeteciliğim;

Dindarlar azalırken, kindarlar arttı!

Dinini yaşayan azalırken, dini satan aymazlar arttı!

Türkçüler azalırken, milliyetçi türkü söyleyenler arttı!

Edepliler dışlanırken, edepsizler prim yaptı!

Ben de bilirdim düzene uymayı, çarkın dişlisi olmayı!

Ben de bilirdim şen kahkahalarım eşliğinde birilerine hak etmediği methiyeleri sıralayıp iş kapmayı, rant sağlamayı!

Ben de bilirdim kişiliğimi değil, dişiliğimi ortaya koymayı!

Oysa öyle kolay iş değildir düzene başkaldırmak. Kolay değildir zalime, zalimsin diye haykırmak! Kolay değildir aynı yolda yürüdüklerinin yüzüne kusurlarını vurmak.  Zordur memleketimde “gazeteci” olmak.

Siyasetçinin hamı; yolsuzlukla değil, yolsuzluğu yazan ile uğraşır.

Siyasetçin aymazı; kendini koşulsuz övgü ile kör edeni sever, yapıcı eleştiri ile daha iyiye sevk edeni fersah fersah iter.

Siyasal İletişim ya da Kitle İletişimi konusunda beceriksiz ve ekibi yetersiz olan siyasetçinin medya ile de imtihanı bitmez. Yasama, Yürütme ve Yargıdan sonra 4. Kuvvet olan ve kamuoyu yani millet adına faaliyet yürüten medyayı; kısaca PR (Personal Relationship- Halkla İlişkiler) bülteni olarak gören ve muamele eden bir siyasetçinin gazetecilerle imtihanı yine bitmez.

Gelelim Kırıkkale’deki duruma; faaliyete geçtiğimiz günden bu yana durduğumuz yer, ilkelerimiz, tarzımız belli olmasına rağmen bir türlü varlığımızı ve etki alanımızı kabullenmeyenler, hala bir takım hamleleriyle aklımızla dalga geçmeye devam ediyorlar. Oysa evrenin mesajı ve İlahi adaletin ekseni nettir; sen yok saydıkça, karşındaki büyür ve güçlenir. Üstelik 2023’e giderken medya ve gazetecileri karşına almak hangi akıllı adam işidir? Müslümanlık ve kindarlık hangi bünyede barınabilir? Kim en çok neyi vurguluyorsa bilin aslında kendisinde o eksiktir!

Basın bürolarının işi kitlesini genişleterek yapılan işleri halka anlatmak mıdır? Yoksa troll orduları kurarak, eleştirenlere çemkirmek midir! İletişim stratejisi kurmak, iki adım sonrasına plan yapmak yerine günü kurtarmak, halktan küfür işitirken kulak kapatıp, Başkandan gelecek aferine odaklanmak mıdır? Belediye Başkanı ve yardımcılarının sosyal medyadan gazeteci engellediğini de Kırıkkale’de öğrendim ben. Engellediğiniz zaman görmeyen sadece sizsiniz bilin istedim. Kırıkkale her şeyi görüyor. Kırıkkale her şeyi işitiyor ve not ediyor. Sürekli dürüstlükten imandan dem vuran birinin önüne belgeleriyle yapılan haksızlığı koyduğunuz zaman takındığı tavır o kişinin ne kadar dürüst, ne kadar Müslüman olduğunu gösterir. Basın toplantılarında, verdiği röportajlarda ettiği yeminler kriter değildir!

Soruyorum şimdi; sadece İŞ-KUR üzerinden “parkta, bahçede, temizlikte” çalışacak kadın kontenjanına kendisi müdürken, karısını kontenjandan yazdıranların olduğu bir Belediyede, ihalelerde yolsuzluk yok mudur? Yok mudur kurum içerisinde kamusal ihlaller? Sürekli aynı firmaya verilen ihalelere, doğrudan teminlere ne demeli peki? Akparti İl Başkanlığına günde kaç gerçek ihtiyaç sahibi kişi ekmek için geliyordur bir fikriniz var mı?

Ama siz belgelerin, iddiaların peşine düşmek yerine, benim belgelere nasıl ulaştığımın derdine düşmüşsünüz. Kaldı ki yayınladığım belgeler, ortaya atılan iddiaların ve benim seçim öncesinde yazacaklarımın yanında devede kulak bilin istedim. Siz Basın ve Özel kalem büronuzun olmayan itibarıyla bana itibar suikasti yapmak için formül aratmaya devam edin, ben de sizin Kırıkkale’ye ve Cumhur İttifakına verdiğiniz zararı yazmaya

Size son tavsiyem de şu olsun; ya iki de bir de, her mikrofon gördüğünüzde, sanki soran varmış gibi, yetim hakkından, imandan, ahlaktan dem vurmayın, demagoji yapmayın ya da ortaya konulan belgelerin gereğini yapın, iddiaları araştırın. Aksi halde gidişatınızın nereye olduğu belli ve Kırıkkale bu yönetimi hak etmedi!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.