• Kırıkkale, Türkiye
  • 07/10/2022


“Kişinin namaz kılarken çıkardığı ses sizleri aldatmasın. Siz asıl onun dirhem ve dinar hakkında takındığı tavra bakın.” Hz. Ömer (r.a)
Hayatın merkezine koyduğumuz her ne ise anlayışımızda etkin olan da odur. İnsan muhtaç bir varlık ve ihtiyaçlarını temin etmek zorunda. Bu yüzdendir ki ruh beden ayrımında beden üzerinden el, kol, ayak gibi uzuvlarımızın bu ihtiyaçların temini için kullanacağımız aletler olduğunu düşünmemiz hiç de yanlış bir yaklaşım değildir.
İhtiyaçlarını temin için bir çaba ortaya koyması ve bunun karşılığında elde ettikleriyle kurduğu ruhsal ilişki insanın şahsiyetini belirleyeceği gibi şahsiyeti de bu ilişkiyi belirler. Bu döngüyü dairesel bir korelasyon olarak görmek mümkündür. Bu yüzden ideolojiler, öğretiler ve dinler insanın bu ilişkisine dair kural ve tavsiyeler ortaya koyar. Hatta Marksizm bütün ideolojisini bu temelle inşa eder. Dinarın/sermayenin, sınıfsal oluşumun ve sömürünün ana kaynağı haline dönüştüğünü söylemekle kalmaz bütün insanlık tarihini bunun üzerinden okur.
İslam yaratılışı Adem ile başlatır ve Habil ile Kabil üzerinden belki de insanlık tarihinin nasıl okunacağının ipuçlarını verir bize. Olayın temelinde kurban edilecek hayvanın seçimi olsa da sürecin hırs ve kıskançlıkla kardeş öldürmeye kadar gitmesi meseleyi çözümlenmesi zor bir hale sokmaktadır. Ayrıca Yusuf (a.s.) kıssasında da kıskançlık temelli başlayan süreçte öldürmekten son anda vazgeçip kuyuya atarak kardeşlerinden kurtulan(!) bir grup kardeş anlatılmıştır. Öldürmeye itiraz eden bir kardeşin telkini ile son anda öldürmekten vazgeçilip kuyuya atma kararı alınır. Yani bir grup insan Kabil olmaktan son anda kurtulurlar.
Her iki kıssa da bize insan yaşamında etkin olan duygular ve bu duyguların hayata yansımaları olumlu ve olumsuz yönleriyle anlatılır. Salt madde üzerinden bir insan ve insanlık tarihi okuması İslam açısından yeterli/doğru değildir. Ancak insanın madde/dinar/lira ile ilişkisi de hafife alınmayacak kadar önemlidir.
Sadaka, Zekât, Vakıf, Miras, Yetim malı, İhtiyaç, Değer gibi birçok başlıkta vahiy bu ilişkinin nasıl olması/olmaması gerektiği hususunu gözler önüne serer. Geriye insanın tercihleri kalır ve bunun bir imtihan olduğu netleşir. Ne mutu ki olması gerekenden, iyiden ve doğrudan yana tercih kullananlar için ilahî yardım taahhüdü umudu sürekli diri tutan en büyük müjde olarak yanı başımızda sürekli durur.

  1. yy. Kapitalizmin zirve çağıydı, 21. yüzyıla daha ütopik ve tüketim merkezli bir yöne kayarak başladı ve hızla sanala/görünmeyene ulaştı. Para/mal/dünya da bundan nasibini aldı. Sadece ekranda görünen rakamlar bütün piyasayı dilediği gibi etkilemeye başladı.
    Peki dindarlar bunun neresinde ve Hz. Ömer’in sözü ne kadar etkin?
    Bugünün temel sorunu ana ibadetlerden hareketle bir dindarlık ortaya koyma çabası ve para/mal/dünya hususunu yok saymaktır. Bunun sebebi bir yönüyle dindarlara öncülük edenlerin güncel ekonomik sistemi çözümleme yetersizliği diğer yönüyle de ibadetlerden hareketle yapılan dindarlığın daha doğru ve yaşanabilir olduğu yanılgısıdır.
    Bu yanılgı para/mal/dünya konusunda kapitalizm vahşetiyle dindarları baş başa bırakmakla sonuçlanınca da ortaya ikilemli/laik/şizofren bir dindarlık durumu çıkmaktadır.
    Bu yüzden, bağırarak konuştuğunda cesurca doğruları söylediğini zanneden cübbeli kürsüdarların heyecan körüklemekten öte bir fonksiyon üstlenmediğini görmek ve ehil insanların yapacağı çalışmalarla para/mal/dünya+KAPİTALİZM ortaya dökülerek dindar tavrın yeniden canlı bir şekilde hayatın her alanında varlık bulması gerekmektedir vesselam.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.