• Kırıkkale, Türkiye
  • 07/10/2022

Bundan dokuz ay önce Kırıkkale siyasi gündemi çalkalanmış, yaklaşık 15-20 gün süren bir deprem yaşanmıştı. MHP Kırıkkale İl Başkanlığı’nda gerçekleşen değişim olağan, değişim süreci sıra dışıydı. Bununla ilgili programlar yapan ve defalarca yazan biri olarak tekrara düşmek gibi bir niyetim yok. O dönemde konuştuğumuz ama gerek duyulmadığı için dillendirmediğimiz bazı detayları bugün kamuoyuyla paylaşmanın tam vakti sanki.

Malumunuz Baloğlu görevdeyken, yerine gelecek yönetim 1 hafta önceden belli olmuştu. Kırıkkale küçük, kulis bilgilerinin yayılma hızı yüksek bir şehir. Listedeki isimler ve görevleri belli oldukça en çok şaşıran isimlerden biriydim. Çünkü birçoğu Ak Parti Yahşihan eski Belediye Başkanı Ahmet Sungur’a yakın hatta a takımı diye tabir edilecek isimlerdi. Birçoğu derken abartmıyorum. Neredeyse listenin dörtte biri ki siyaseten önemli bir sayıdır bu oran.

Benim için en dikkat çekici isim ise Tuna Yıldız’dı. Şöyle ki Yıldız köklü bir ailenin mensubu olmasının dışında etrafında dik, kararlı, net ve fevri yapısıyla tanınan bir kişiliğe sahiptir. Üstelik sosyal medyada da hepimizin zaman zaman eleştirisine muhatap olacak kadar, Osman Türkyılmaz karşıtı bir Yahşihan seçmenidir. Hal böyleyken Sayın Milletvekili Halil Öztürk’ün bizzat kendisini aradığını ve aralarında geçen diyoloğu duyduğumda oldukça şaşırdım, hatta inanmadım.

O güne kadar aramızın limonu olması sebebiyle aramadığım, kırgın olduğum Sungur’u arayarak duyumumun doğru olup olmadığını teyit etmek istedim.

  • Sayın Başkan Kırıkkale Haber Ajansı’ndan Özlem Özcan müsaitseniz birkaç soru sorabilir miyim, cümlesiyle başlayan sohbetimiz,
  • Ekip arkadaşlarınızdan Tuna Yıldız’ın MHP İl Yönetim Kuruluna davet edildiği, Tuna Bey’in ben Sungur’un ekibindeyim seçim süreci yakın böyle bir durum doğru olmaz diyerek önce reddettiği, buna karşılık kendisine, “Bizim Belediye Başkanımızın kim olacağı belli değil” diyerek davette ısrar edildiği ve kendisinin görevi kabul ettiği doğru mu? diye devam etti.

Kendisinin alışıla gelmiş gülüşüyle verdiği cevap

  • Doğru ve kendisi yanımda şu an.

Asıl kilit soruyu sormakta gecikmedim tabiki “kendisini arayan Öztürk mü, Abalı mı?

Ve aldığım cevap aslında tahmin ettiğim cevaptı. Milletvekili Sayın Halil Öztürk aramış ve davet etmişti.  

O süreçte Sayın Abalı’ya yaptığımız yayın öncesinde farklı bir mevzu için makamında çok kısa bir ziyarette bulunmuştum. Kendisi çiçeği burnunda İl başkanı olarak oldukça mutlu ve gururluydu haklı olarak. O kısacık sohbetimizde nedendir bilmem belki de beni de kontrol altına alabileceğini düşündüğünden olsa gerek, Ahmet Sungur’un yolladığı çiçeği de göstererek kendisini bütün aile fertlerinin arayarak kutladığını söyledi. Bana çok garip gelmişti. Zira Sungur benim haber ajansıma hayırlı olsun ziyaretinde bulunmamış, çiçek yollamamış ve aramamıştı. Biz kırgındık çünkü.

Günlerce Sayın Abalı’nın Sungur’un çiçeği başköşede makam pozlarını seyrettik Kırıkkale olarak. Bu durum Sungur’un yeniden MHP’ye döneceği dedikodusunun da yayılmasına sebep olmuş, ben kendisiyle yaptığım yayında da bu konuyu dile getirmiştim hatta.

Ülkücü Hareketin kodlarını bilen herkes; yönetimin çoğunluğunu oluşturan, bugüne kadar farklı siyasi hareketlerde destekçi pozisyonunda bulunan iş adamlarının, Milliyetçi Hareket Partisi gibi kadim bir siyasi harekette Başkan Yardımcılığı gibi ağır bir sorumluluğa getirilmelerinden endişe etmiş ve rahatsız olmuştu. Üstelik böylesi bir yapının bırakın liderlik edilmesi, idare edilmesi bile zordur. MHP lider merkezli, sert teamülleri, görünmeyen keskin siyasi adap kuralları olan bir yapıdır. Nitekim endişelerimiz ve öngörülerimiz haklı çıktı, bugün yönetimde çözülmeler başladı.

Tuna Yıldız’ın istifası istendi. Gerekçe Ahmet Sungur ile verdiği pozlar, fotoğraf kareleriydi. Çok garip değil mi, düne kadar Sungur ve ailesi beni aradı tebrik etti beni destekliyor diye sevinen bir İl Başkanının bu gerekçeyle bile isteye yönetime giren birini görevden alması?

Benim aldığım kulis bilgilerine ve doğruluğundan emin olduğum duyumlara meselenin aslı bu değil. Mesele “otorite kurma” çabası ve Osman Türkyılmaz ile aralarında durulan sular. Türkyılmaz ile teşkilat arasındaki değişen dengelere gelmeden sorayım istedim; Şehirdeki bir gazeteci yönetim kurulu toplantısında olanları, toplantı bitmeden öğreniyorsa hangi otoriteden bahsediyoruz? 9 aydır her ortamda sizden isminizle bahseden ve isminizle hitap eden birine toplantıda “bana başkan” diyeceksin diyerek mi otorite sağlayacaksınız.

Otorite iki türlü olgu ile sağlanır. Birincisi koşulda üstünlük, ikincisi sevgi kaynaklı saygınlıktır. İlki bu yönetim yapısında çok zor, zira her bir isim kendi başına kontrolü zor bir hükümet. İkincisini de sağlayamadıysanız hala, bu saatten sonra geçmiş olsun demek düşer bize.

Gelelim Türkyılmaz konusuna; durulan suların sebebi Belediyede işe başlayan yeğen değildir inşallah! Hal öyleyse ikinci kez geçmiş olsun size Sayın Abalı …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.