• Kırıkkale, Türkiye
  • 07/10/2022

Birkaç gün önce Saraçhane’de LGBT karşıtı bir yürüyüş düzenlendi. Dindarların başını çektiği bu eylem sosyal medyada yeterince karşılık buldu mu bilmiyorum ama katılanlar çok önemli bir eyleme imza atmış olmanın “gururunu” yansıtan birçok paylaşımda bulundu.
Karşı çıkışlarının temel dayanağı aile ve nesli korumak olarak belirlenmiş olmalı ki pankartlar bu ana fikir merkezli hazırlanmıştı.
Peki aileyi ve nesli tehdit eden başlıca sebepleri sıraladığımızda çok daha öncelikli meseleler dindarlar için ne ifade ediyor diye bir soru sorsak dolu dolu cevaplar alabilir miyiz?
Elbette hayır!
Dindarların yıllardır müstehcenlik ve cinsiyet üzerinden kadını merkeze alarak yaptıkları aile dejenerasyonu eleştirileri çözüm üretmekten çok duygusal bir tatminden öte geçmedi. Son olarak benzer bir çıkışla LGBT karşıtlığı üzerinden bu tatmine yeni bir boyuttan devam etmiş oldular.
Yıllarca batı tipi bir insan hakkı savunusu yapmayı özgürlük adına meşru gördüler ama bunun temelindeki insanın cinsiyetsiz insan olduğunu göremediler. Oysa kamusal alandaki sekülerleşme üzerinden bir bakışla daha doğru çözümlemeler üretilebilirdi. Aslına bakarsanız ana sorun: İstanbul Sözleşmesi’nde de olduğu gibi sahiplenişlerin ve reddedişlerin çoğu zaman yüzeysel olması.
Kendi inançlarının öngördüğü aile profilini net olarak ortaya koyamadıkları için nasıl bir yaşam anlayışının/pratiğinin bunu koruyabileceğini ve yeni nesle yaşanabilir bir hayat olarak aktarılabileceğini de ıskalamış oldular.
Kuran’ın geniş aile profili Anadolu’nun geniş ailesiyle birçok benzerlik taşır. Fakat Anadolu ailesindeki hem oluşum hem de sonrasındaki çözülmenin ana etkeni ekonomiktir ve bu tüm ülkede değişen ekonomik durumla direk bağlantılıdır. Bu farkı/değişimi okuyamayan dindarlar çözülmeyi de doğru okuyamadı.
Kuran akrabalık bağı üzerinden sıkı ilişki ve dayanışma temelli bir geniş aile profili çizer. Oysa Anadolu ailesinde bu, bir arada üretmek/kazanmak etkisi de taşır. Bir arada üretim imkanı bozuldukça insanlar geniş aileden çekirdek aileye evirildi. Şimdilerde tek ebeveynli aile sayısı giderek artmakta ve maalesef sonu bireyleşmeye/tekilleşmeye doğru gitmektedir.
Kuran’ın geniş ailesinde merkezi ilke, akrabalık bağını diri tutma ve dayanışmadır. Bu yüzden eğer aileyi korumak istiyorlarsa dindarların öncelikli olarak buraya dönmesi gerekir. Bunun yansımaları şudur ki: Sadece anne, baba ve çocuklar değil bir üst soy da aile içinde tutulacak. Bütün akrabalarla sıkı ilişkiler devam ettirilecek. Ekonomik ve sosyal dayanışma diri olacak. En önemlisi de hayaller buna göre kurulacak. Site içi lüks evler, yazlıklar, çocuklar için özel eğitim… gibi öncelikli hayallerin yerini bunlar alacak ki dindarlar ne istediğinin farkında olabilsin.
Yoksa tıpkı insan hakları meselesinde olduğu gibi bu meselede de batı tipi yaşamdan üreyen bir sorunu bu yaşam biçimiyle yaşıyorken, karşıyız demekle çözemeyecekleri aşikardır.
Velhasıl, “Hızlı pirim” ihtimali olan risksiz alanlarda karşı olmak üzerinden kendini ifade etmek dindarların klasik yanılgısıdır ve bu bir duruş değildir. Olsa olsa kolaycılıktır. Aileyi parçalayan ana sebep bencillik ve ekonomidir. Bu yüzden eğer #LGBTdayatması yürüyüşü yapan kalabalık asgari ücret belirlenirken de yürümüyorsa ortak payda sorunlu bakıştır.
Not: Bu yazı dışarıdan bir bakışla içinde olduğum bir topluluğun değerlendirmesidir. Yani -her ne kadar bu yürüyüşü doğru bulmasam da- ben de yazıda geçen dindarlardan biriyim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.