• Kırıkkale, Türkiye
  • 02/12/2022

İnsan kelime kökü olarak Arapça nisyan kelimesinden gelir. Yani unutan manasındadır. Balık kadar hafızamız kıt olmasa da, öyle bir ülke de yaşıyoruz ki, gündem çok çabuk değişiyor ve unutturuyorlar bize bazı gerçekleri. İşte unuttuğumuz o gerçeklerden birini hatırlamanın tam vakti sanki.

Gündem, Kırıkkale Ticaret ve Sanayi Odası olunca ismi de bir takım cenah tarafından zikredilir oldu. Ticaret Odasına başkanlık ettiği o kısacık sürede bile yaptıkları hafızalara kazınmış çünkü. Ve bugün O’nun başarısı üzerinden, halefini vurmaya kalkıyorlar.

Ağustos 2016 tarihinde yapılan operasyonlarla; şehrin eşrafı, esnafı, siyasisi, ilgilisi, ilgisizi pek çok şehrin tanınmış siması gözaltına alınmıştı. Ekrem Gök de bu isimlerden biriydi. Kimin kiminle ticaret yaptığı, kimin kiminle oturup kalktığı iyi bilinen küçücük bir memlekette, FETÖ ile ilgisi olmadığından emin olduğumuz birkaç isim vardı gözaltına alınanlar arasında. Pek çoğunun FETÖ üyesi olduğunu bildiğimiz gibi.

Öylesine puslu bir süreçti ki; herkes gölgesinden korkuyor, bazı aklı evveller süreci kullanarak hasım olduğu herkesi yaftalıyordu. Siyasetin de sonuna kadar dahil olduğu Kırıkkale operasyonlarında ki yazdım tek tek o dönem hatırlayanlar mutlak çıkacaktır. Tanışıklığı dahi olmadan  “Ekrem Gök adamdır ve FETÖ ile ilgisi yoktur” yazabilen, siyasete ve korku sultasına kafa tutan tek gazeteciydim. Zaman beni haklı çıkardı ve adalet kazandı. Ama o dönem koca koca puntolarla Gök’ü FETÖ, hatta Yazıcıoğlu suikasti ile ilişkilendiren haberleri yapan aynı arkadaşlar, bugün Gök’ün başarılarını yazıyor. Üstelik ben kendisine yapılanlardan utandığım için, ismini bile anmaya imtina ederken!

İşte o günlerde hakiki FETÖ mensuplarını yanlayarak, gölgeleyerek iş tutanlardan, tutuklanınca sus pus olanlardan, ardından Ekrem’i tanımıyor gibi o fütursuz dedikoduları yayanlara kadar herkes Gök’e şirinlik peşinde şimdilerde. Koca koca puntolarla manşet atanlardan birisi de, TSO seçimlerinde Gök ile Varlı mukayesesi yaparak, tabiri caizse Doğan’a güzelleme yapmış. Madem Gök “size göre” bu kadar başarılı bir iş adamıydı, tutuklandığında neredeydiniz? Ben ve Varlı neredeydi tüm Kırıkkale biliyor da, bugün diline dolayanlara da sorayım istedim. Gök bu şehir için elli yılda bir gelecek şanstı, onu da sağ olsun dönemin siyasi büyükleri hunharca harcadı. Ve siz, o siyasetçi ve bakiyelerini yıllarca alkışlayarak göklere çıkardınız. Bugün ismini diline alabilecek en son kişilerde sizlersiniz bu sebeple!

Gök çekirdekten esnaf, duruşu ve prensipleri olan sıra dışı bir iş adamıdır. TSO seçimlerini kazanmasıyla odaya da inanılmaz bir ivme ve heyecan kazandırmıştı. Yıllarca binasını bile yenileyemeyen Kırıkkale Ticaret ve Sanayi Odası’na, ekibiyle birlikte yeni bir vizyon getirmiş, Kırıkkale Spora verdiği destekten, sağlığa bütün sosyal konularda göstermiş olduğu duyarlılıkla şehirde heyecan yaratmıştı. Üstelik iktidar partisine ve siyasete meyletmediği, boyun bükmediği, inandığı davanın ne olduğu da bilinirdi. Verdiği bir fotoğraf karesinin bedelini de nitekim ağır ödedi. Malına el konulmasını, sağlık sorunlarını ve yaşadığı eziyeti geçtim; bugün bütün mahkemelerinden beraat etse de vatan hainliği ile yargılandığını düşünürsek, “vatanperver ve onurlu bir adam” için eminim kurşundan ağır günlerdi. Gelmiş geçmiş olsun. O günler geride kaldı, suçsuz ve günahsız olduğu hukuk nezdinde de ispatlandı. Çok şükür aramızda Ekrem Abi. İnanıyorum ki Devletim bir gün kendisine iadeyi itibarda bulunacak.

Bütün bunları hatırlatmama sebep, GÖK’e o dönem “verdiği bir fotoğrafın” ki ne olduğunu hepimiz biliyoruz; bedelini canı, malı ve itibarı ile ödetmeye kalkan siyasi ekip ve artıları, bugün alttan alta şehrin siyasetini ve ticaretini şekillendirme gayreti ile maalesef yine iş başında. Varlı’yı istemiyorlar. Bunu açıkça söyleyemiyor arkadan iş çeviriyorlar, bunu da millet fark etmiyor sanıyorlar. Sorsan hiç biri seçime karışmıyor ama seçimi olabildiğince karıştırıyor hepsi.

Zaman daraldıkça saflar netleşiyor, tarafları destekleyen gazeteciler de bir bir sahaya iniyor. Bu yüksek şahsiyetli siyasiye oldukça yakın olduğunu bildiğim bir meslektaşım, “değişim” demiş son köşe yazısında. Ne acıdır ki, mikro milliyetçilik ve değişim argümanından başka elle tutulur bir söylemde yok zaten dillerinde. Her ne kadar bölgecilik konusunda yaşanan fecaatten sonra, beyaz liste strateji değiştirip 81 il kardeşiz sloganı atsa da, biz o küfrü sineye çekecek memleket değiliz! Ne unuturum, ne unuttururum şahsım adına.

Peki bu değişim diyen meslektaşım, 20 yıldır değişmeyen Ak Parti Milletvekili konusunda ne düşünüyor? Merak ettim, gün aşırı Vekil ile yaptıkları ikili muhabbetlerinde bu konuda da sohbet ediyorlar mı acaba? Hiç sanmam…

Ya da her yerde aynı isimler, bıktık diye propaganda yapan gazete imtiyaz sahibi arkadaşlar; Saygılı İl Genel Meclisi Üyeliği ve Başkanlığından Belediyeye sıçrarken ya da ikinci kez aday olurken siz neredeydiniz? Belki siz söyleyemez utanırsınız, ben söyleyeyim; Saygılı’nın sağ omuzunda, Belediyenin başköşesinde. Bugün karşısında “suni muhalifsiniz” diye unuttuk mu sandınız!

Köstekli ölmeden önce, karşısına geçip hanginiz “yeter” dediniz? Başkanım deyip eğilirken, beliniz kırılacaktı neredeyse!

Üstelik Varlı, bir buçuk dönemdir görevde. İlk döneminde Ticaret Odası Meclis Üyelerinin yarısı neredeyse gözaltında ve yargılanma sürecindeyken, herkesin gölgesinden korktuğu bir zamanda, elini değil gövdesini taşın altına uzattı. O Selefinin masumiyeti için çırpınırken, siz Gök’ü tutuklatan “ağabeyin” bakiyelerinin pr’ını yapmakla meşguldünüz oysa! İkinci döneminin ilk yarısının, yüzyılda bir gelen pandemi sürecini ki; iki yıl bütün dünyanın eve hapsolduğunu, bırakın ticareti yaşamın durduğunu, tabi maskeler çıkınca hepiniz unuttunuz.

Bütün bu olumsuzluklara rağmen projeler üreterek, ekonomik anlamda ticarete desteklerin sağlanması konusunda girişimlerde bulunan Varlı’yı bugün iş yapmadı diye suçluyorsunuz. Eksiği yok mu, var. Kaldı ki ilk yazan, sitem eden gazeteciyim kendisine. Benden sonra konuyu ele alanlar tekrara düşüyor, bilsinler istedim. İletişim eksikliği var, projeler peşinde koşayım derken üyelerini ihmal etmişliği var. O temsil makamı olarak bir dizi çalışmaları için zaman harcarken, ekibinin rehaveti var mı, var. Ama telafisi mümkün olmayan eksiklik, ya da yüz kızartacak meseleler değil.

Gelelim adaylık süreci reklam kampanyasına.  Yine aynı meslektaşım, Varlı’nın kampanyasına kimin hazırladığından tutun da, içeriğine kadar takılmış. Olabilir saygı duyarım, kimi fikir tartışır, kimileri kelime yarıştırır. Oysa fikir, tespit ve analizleri içi boş kelimeler dizisiyle çürütemezsiniz. Bizim sektör de maalesef böyle işte. Muhalefet edeyim derken elinde veri, tespit olmayınca, klavyesinde boğulup kalıyor bazıları bazen.

Ben kampanyayı eğrisiyle, doğrusuyla Ankara’da ticari faaliyet gösteren yeğenin “bedelsiz” hazırladığını biliyorum. Zerre miskal de rahatsız olmadım. Ticaret Odasının imkanlarını kampanyasına kullanmayan, hatta seçim çalışmaları oda faaliyetlerine karışmasın diye, farklı mekanlara taşıyan birisine;  kampanyanı parasıyla niye Kırıkkaleli bir firmaya yaptırmadın demekte ayıp olmaz mıydı sizce? Ama “ayıp” kelimesi sadece utanmasını bilenlerin lügatında vardır.

İzlediği bu politika bile benim kendisine dair yaptığım analiz ve tespitleri doğrular nitelikte aslında. Dürüst ve prensip sahibi bir isim Ahmet Varlı. Paranın seçim kampanyasına ya da medya patronlarına değil, Kırıkkale geleceğine harcanması gerektiğini düşünüyor ve iyi de ediyor. İsteseydi şu an mevcut başkan olması hasebiyle bütün medya organlarını toplayabilir, odanın imkanlarını da kullanarak ciddi bir gövde gösterisi yapabilirdi. Yapacak zekası ve tecrübesi de var. Ama fıtratı ve inandığı değerlerde yok bu kepazelik.

Cebinden harcayacak ekonomik gücü de var üstelik. İsteseydi yapardı muhteşem bir kampanya ama böyle yapsaydı bile odadan harcıyor diyeceklerdi o vakit. Belki bu sebeple fotoğraf, video gibi tanıtım işlerini son dakika genç üyelerin baskısıyla, yeğeninin hazırlamasına izin verdi Varlı. Belki de bu yüzden profesyonel bir kampanyayı başından istemedi. Kim bilir, cevabı kendinde saklı!

Konuya dair bir önceki yazımda da ifade ettim. Meslektaşlarım benimle aynı düşünmek zorunda değiller. Ama seçimler hakkında görüş bildiren bütün meslektaşlarım, kime taraf olduklarından bağımsız adil ve samimi olmak zorundalar. Taraf olabilirsiniz, istemiyor da olabilirsiniz. Bunu anlarım ve saygı duyarım. Ama tuhaf gerekçelerle saf tutarsanız, bunu anlamam işte. Zira tutacağınız safın Kırıkkale’nin ne kadar lehine olacağının, hesabını da yapmanız gerekmekte. Çünkü mevzumuz Kırıkkale!

Kazanmasını istedikleri için Emrah Doğan’ı önde görüyor olabilir meslektaşlarım. Ben öyle olduğunu düşünmüyor olsam da buna takılmadım. Bana göre en fazla 3 meclis üyesinden 1’ni ancak alabilirdi Doğan. Yani meclisin üçte birini. Bu bile Başkan olmak için yeterli değildi biliyorsunuz. Ekibi ve kendisi onca gafı yapmadan önce tabi, şimdi durum daha da geride sanki. Benim takıldığım mesele, destekçisi olan meslektaşlarımın; gerçek niyet ve düşüncelerini, destekleme nedenlerine uydurdukları gerekçeler.

Siz şimdi hakikaten takım elbiseli fotoğrafları önce Emrah Doğan çektirdi diye mi beyaz listeyi önde görüyorsunuz? Ya da Varlı’nın yaptıklarına, yapacaklarını ekleyerek çektiği beğenmediğiniz videolara sebep mi? Bunu başka memlekette yazsan, adama gülerler.

Nitekim dizi çekmiyoruz, oyuncu aramıyoruz. Memleketin iş adamlarına “başkanlık” edecek tecrübe ve vizyon arıyoruz. Kırıkkale’yi ekonomi ve ticaret dünyasında temsil edecek, İş Adamı arıyoruz. Bunun da kim olması gerektiğini iki fotoğrafa, duruşa ve özgeçmişlere bakınca anlıyoruz. Üzerindeki elbiselerden bağımsız üstelik!

Yazar Profili

Özlem Özcan
Özlem Özcan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir