Gıda Krizi, Açlık Korkusu

  • Gündem
  • 07 Nisan 2022
  • 12:04
Gıda Krizi, Açlık Korkusu

Para, artan tüketim maddelerine bağlı olarak ülkeler arasında hareket alanı açısından sapmalar yaşamaya başladı. İnsanı değil de parayı merkeze koyduğumuzda insan özne olmaktan çıkıyor ve para hayatın yönünü belirleyen güce dönüşüyor. “Gıda krizi kapıda” söylemlerinde mesele bu bozuk temellendirme ve buna bağlı olan bozuk ve koordinesi mümkün olmayan sapmalardan kaynaklanıyor.

Birçok açıdan ve birçok yönüyle insan doğasına uymayan, ahlak yoksunu ve cani bir sistem olduğu ortaya konulmuş olmasına rağmen, paranın patronlarınca savaş, açlık ve adaletsizlik temelli sürdürülen kapitalizm kendi günahının bedelini yine insanoğluna ödetiyor.

Artık bir ayağını sanala çıkaran paranın patronları dünyayı bir laboratuvara dönüştürdü ve insanlık üzerinde korku deneyleri yapıyor. Açlık insan için hayatta kalamama riski demek ve bu kaybettiği ahlaki (soyut) değerlerinden daha elle tutulur bir durum. Yanı başında Somali, Darfur, Yemen gibi birçok yaşanmışlık varken kendinden uzak olanı görmezden gelen insanlık, şimdilerde marketlerden canhıraş mücadelelerle alıp taşıdığı gıdalarla evinde stok alanları oluşturuyor.

Kapitalizm eliyle öldürülen her insan, insanoğlunun insanlığını da öldürüyor. Coğrafyaları kendi düzenine uygun olarak bölen canavar, önceleri direkt olarak kanını emdiği ve 3. Dünya diye nitelediği ülkelere, daha sonraları gelişmekte olan diye payelendirdiği kâhya/taşeron ülkeleri aracı olarak kullanmak suretiyle dilediğini yapmakta/yaptırmaktadır. Kaynakları sömürülen ve ölen/öldüren (çoğu zaman birbirlerini öldüren) ülkelere “gelişme reçeteleri” sunarak efendiliğini tescil ettiren bu caniler küçülen dünyada hesap büyütmeye devam etmektedir.

Büyük oranda sanala taşıdıkları parayla diledikleri gibi oynamakta, kısa yoldan zenginlik/konfor peşinde koşan yeni nesil için hazırladıkları onlarca tuzakla sıfırı tüketen yeni köleler edinmektedir.

Biz acının görünen yüzünde ağıtlar yakarken onlar silahtan elde ettikleri paracıklarını seyredip sevinçle tepinmekteler. BM, NATO, DSÖ… ve daha bilmem ne örgütlenmeleriyle sözde bizim yaşadığımız (kendilerinin sebebi olduğu) acılara “çare olma” pişkinliğinden de geri durmuyorlar. Kendi zihniyetlerinden beslenerek büyüyen onca acıya ve kaosa rağmen derman kendileriymiş gibi davranmaksa en büyük marifetleri.

Gandi’nin çıkrıklarındaki güce basit gözüyle bakılmasını telkin eden de bombaların ve füzelerin gölgesinde durup korku ve hayranlık duyarak küçülmemizi zevkle seyreden de aynı zihniyet.

İrkilmenin vakti çoktan geldi ve geçiyor. Artık görmezden geldiğimiz ve garip bir kompleksle küçümsediğimiz kendimizi keşfetmek zorundayız. Unutmayalım ki insanca yaşamanın ancak ahlakın ve adaletin gölgesinde olabileceğine inanarak inşa edeceğimiz bir yarın bütün insanlığa kurtuluş olacaktır.

Efendimiz (s.a.v)’in “Ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim” hadisinin ortaya koyduğu gerçek, ahlakın hayatın her alanında olduğunun bir göstergesidir. Aynı zamanda dinin de özünde güzel ahlak olduğunun bir göstergesidir. Öyleyse Müslüman bir bilinç için canhıraş bir şekilde ve bencilce stoklanan gıdaların olası bir krizde tek başına tüketileceğine inanmak başlı başına bir ahlak sorunu değil midir? “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” hadisinin bir peygamber uyarısı olduğunu yok sayarak peygamberlere iman ettiğini söylemek de aynı ölçüde bir iman sorunu değil midir?

Maalesef bütün bunlar aynı zamanda içinde yaşadığımız fanusun bizi insanlığımızdan ne kadar da uzaklaştırdığının bir göstergesidir vesselam.

Bir filim önerisi: Platform (The Platform)

YORUM EKLE

We'll never share your email with anyone else.

66521

HARUN ULUSOY "65 YAŞ ÜSTÜ VE ENGELLİLERE EVLERİNDE Kİ SU BEDAVA"

HACIBEY TOKİ MUHTAR ADAYI BOYTER; GENÇLERİMİZİ SPORA TEŞVİK EDECEĞİZ

PEKDOĞAN'DAN AÇIKLAMA

AKYÖN MESAJ YAYINLADI

SAYGILI İLE DEVAM

AİLE VE SOSYAL HİZMETLER İL MÜDÜRLÜĞÜNDE KAN DEĞİŞİMİ

SIRADAKİ HABERLER