Köşe Yazarı

Mehmet Akkaya

mehmetakkaya@gmail.com

Âdem (as.)’ın Çocukları

  • 10-06-2024
  • 12:36:35

Adem (as.)’ın Çocukları

Kur’an bize Hz. Âdem’in çocukları olan iki kardeşin Allah’a adadıkları kurbanlardan birinin kabul edildiğini diğerinin kabul edilmediğinin anlatır. Ayrıca kurbanı kabul edilmeyen Kabil’in haset ve kıskançlıkla kurbanı kabul edilen kardeşi Habil’i öldürdüğünü de bildirir.

Babaları Kur’an’ın anlatımıyla kendisine eşyanın isimleri öğretilen ve Allah’ın emri/izni ile meleklerin kendisine secde ettiği ilk insan ve ilk peygamber olan Âdem/Âdem(As.)dır. Yani -meleklerin deyişiyle- yeryüzünde henüz bozgunculuğun görülmediği günlerde olur bu hadise ve kardeşin kardeşi öldürmesiyle sonuçlanan bir şok yaşanır.

Anne babalarından aynı terbiyeyi alan iki kardeştir Habil ile Kabil. Öyle anlaşılıyor ki insan aldığı terbiyeden çok ruhunda taşıdıklarıyla sınanıyor! Haset duygusunu aşamamış Kabil öyle bir kıskançlığa kapılıyor ki kardeşini öldürecek kadar gözü dönmüş bir hale geliyor.

Kur’an’da kısaca anlatılan hadise, Hristiyan ve Yahudi kaynaklardan alınan bilgilerle biraz daha detaylandırılsa da işin özü hep aynı kapıya çıkıyor: HASET!

Hasetin yansımaları şeklinde çeşitli sıralamalar yapılıp en bilineni ve içinde tehlike potansiyeli taşıyanı birkaç mertebede sayılsa da sonuç hep aynı kapıya çıkıyor. İnsan için hem kendisi hem de -fiili yansımalara dönüştüğünde- bir başkası için hayatı çekilmez kılan olumsuz bir duygudur haset.

Modern psikoloji bu duygu durumunu Othello Sendromu (Patolojik Kıskançlık) olarak tanımlamış ve psikolojik bir rahatsızlık olarak görmüştür. Tanı ve tedaviye dair de birçok çıkarımlar ortaya koymuştur.

Ben bunları neden mi yazıyorum?

Fiziksel/ruhsal varlık olarak Âdem ile Havvadan çoğalan insanlık aynı zamanda Habil ile Kabilde zuhur eden iki insan davranışı örneği ile de vahiyle uyarılmıştır. Haset insanın ruh sağlığını ifsat ettiği gibi toplumu ifsat etme potansiyeline de sahiptir. Meleklerin Âdem’in yaradılışı sahnesinde -yeryüzünde bozgunculuk çıkaracak ve kan dökecek bir topluluk mu yaratacaksın- (Bakara 30) demeleri de bunu teyit eder niteliktedir.

Ve bugün içinde yaşadığımız tüketim toplumunda tüketimi tetikleyici unsurların başında da yine aynı duygunun var olduğunu görmekteyiz.

Kabil’in daha çok konuşulan olması Habil’in ahlaki tavrını gölgelememeli. İlk suç, ilk adam öldürme, ilk kardeş kavgası, ilk anne baba şoku, ilk evlat acısı, ilk ebeveyn çaresizliği… vb. “ilk”leri çoğaltabiliriz fakat mesele şu ki ifsat eden bir duygu ve onun tetiklediği fiil karşısında Habil’in tavrı daha zor bir çözümleme gerektiren bir duruştur.

 “Onlara Âdem’in iki oğlunun haberini gerçeğe uygun olarak anlat: Hani ikisi de birer kurban sunmuşlar, birininki kabul edilmiş, diğerininki kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen, diğerine, “Andolsun seni öldüreceğim!” dedi. O da dedi ki: “Allah ancak takvâ sahiplerinden kabul eder.” (Maide 27)

Habil’in duruşu üzerinde ısrarla durup anlamaya çalışmak Kabil’in suçu üzerinde durmaktan daha az önemli değildir. Habil’in tavrının dayanak noktası ayette  -O da dedi ki: “Allah ancak takvâ sahiplerinden kabul eder.”- şeklinde ifade edilmiştir.

Velhasıl, Allah’tan sakınma ve rızasını gözetme üzerine bina edilen her davranış hem bireyi hem de toplumu selamete çıkaracak bir duruştur.

 

 

 

 

 

Diğer Yazarlarımız

Bahçeli'nin Yüzüğü

Son Makaleyi Oku

O Kadın!

Son Makaleyi Oku

Yazar Yorumları

Yorum Yaz

41782